|
|
|
|
|||
YILDIZI OLMAYAN HİLALİ NEYLEYİM...
YILDIZI OLMAYAN HİLALİ NEYLEYİM...HERŞEY, HER ZAMAN AYYILDIZLI ALBAYRAK İÇİN... ÇANAKKALE-İSTİKLAL MARŞI VE KADINLARIMIZ, MART AYI ETKİNLİKLERİ HEPSİ BİRARADA...YILDIZI OLMAYAN HİLALİ NEYLEYİM... HERŞEY, HER ZAMAN AYYILDIZLI ALBAYRAK İÇİN… Uğruna yüzbinlerce şehit verdiğimiz, Türkün bağımsızlık sembolü, kimliği, varlığı, şerefi, övüncü, haklı gururu ayyıldızlı albayrağı sana saygı göstermeyene lanet olsun. Kimki senin hilalinle yıldızınla oynuyor lanet olsun. Kimki senin rengini solduruyor lanet olsun… Ayyıldızlı albayrağı göklerde dalgalandıran Türkün mücadelesini, öfkesini, kudretini ve kazanımlarını anlatan istiklal marşımıza saygı duymayanlara lanet olsun. İstiklal Marşımızın yazılışının 89.yılı kutlu olsun. İSTİKLAL MARŞI NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR… Sözleri Mehmet Akif Ersoy'a, bestesi Osman Zeki Üngör'e ait olan bu eser, 12 Mart 1921'de TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Marşı olarak kabul edilmiştir. Çanakkale Türk olmanın anlamını, Türk'ün gücü, kudreti, zekası, vatan, millet aşkını bütün Dünya Devletlerine göstermiştir. Bir millet olabilmenin temelini atmıştır. Çanakkale Savaşları süresince Gelibolu yarımadasına çıkarılan asker mevcudu 525.000 dir. Bu askerlerin 400.000 nini İngiliz , Avustralya ve Yeni Zelandalı askerler oluşturuyordu. İngilizlerle birlikte yarımadaya çıkan Fransız askerlerin sayısı 80.000 idi. Buna karşılık 5. Osmanlı ordusunun mevcudu 500.000 civarındaydı. Çanakkale Savaşları’na katılan itilaf devletlerinin toplam kaybı 284.000 civarındadır. Çanakkale ‘yi savunan birliklerimizin toplam 253.000 civarındadır.
MUSTAFA KEMAL Anlatıyor : "10 Ağustos 1915. Conkbayırı'nı almak ve bütün boğaza hakim olmak için İngilizler 20.000 kişilik bir kuvvetle günlerce kazdıkları siperlere yerleşmişler, hücum anını bekliyorlardı. Gecenin karanlığı tamamen kalkmış, tan ağarmak üzere idi. 8. Tümen komutanı ve diğer subaylarını çağırdım. Mutlaka düşmanı mağlup edeceğinize inanıyorum. Ancak siz acele etmeyin evvela ben ileri gideyim. Size ben kırbacımla işaret verdiğim zaman hep birlikte atılırsınız dedim. Bu durumdan askerlerini de haberdar etmelerini istedim. Hücum baskın tarzında olacaktı. Sakin adımlarla ve süzülerek düşmana 20-30 metre yaklaştım. Binlerce askerin bulunduğu Conkbayırı'nda çıt çıkmıyordu. Dudaklar sessizce bu sıcak gecede dua ediyordu. Kontrol ettim. Kırbacımı başımın üstünde kaldırıp çevirdim ve birden aşağı indirdim. Saat 04.30'da kıyametler kopmuştu İngilizler neye uğradıklarını şaşırmıştı. Allah Allah sesleri bütün cephelerde, karanlıkta gökleri yırtıyordu. Her taraf duman içinde ve heyecan her yere hakim olmuştu. Düşmanın topçu ateşi gülleleri büyük çukurlar açıyor her tarafa şarapnel ve kurşun yağıyordu. Büyük bir şarapnel parçası tam kalbimin üzerine çarptı, sarsıldım elimi göğsüme götürdüm kan akmıyordu. Olayı Yb. Servet Bey'den başka kimse görmemişti. Ona parmağımla susmasını emrettim. Çünkü vurulduğumun duyulması cephelerde panik yaratabilirdi. Kalbimin üzerinde cebimde bulunan saat paramparça olmuştu. O gün akşama kadar birliklerin başında daha hırslı olarak çarpıştım. Yalnız bu şarapnel, kalbimin üzerinde aylarca gitmeyen derin bir kan lekesi bırakmıştı. Aynı gün gece yani 10 Ağustos günü beni mutlak ölümden kurtaran ve parçalanan saatimi Ordu Komutanı Liman von Sanders Paşaya hatıra olarak verdim. Çok şaşırmış ve heyecanlanmıştı. Kendileri de altın cep saatini bana hediye ettiler. Bu hücumlarda İngilizler binlerce ölü bırakarak tamamen geri çekildi ve Çanakkale'nin geçilmeyeceğini iyice anlamış oldular." MEHMETÇİĞİN ÇANAKKALE SAVAŞI'NI KAZANDIRAN YÜKSEK RUH... "Bombasırtı Olayı ( 14 Mayıs 1915) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe 8 metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekilerin hiç birisi kurtulmamacasına şehit düşüyor. İkinci siperdekiler yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz. Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve Cennete gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise, Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak cehennem gibi kaynıyor. 20 düşmana karşı her siperde bir nefer süngü ile çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiç bir askerinde bulunmayan, tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur." 8 MART’TA KADINLAR GÜNÜNÜ DE KUTLADIK… Çanakkale’de, Kurtuluş savaşında kahramanlık destanlarına konu olan isimli ve isimsiz kahraman kadınlarımız; Onbaşı Halide, Erzurumlu Kara Fatma, Şerife Bacı, Tarsuslu Kara Fatma, Gaziantepli Yirik Fatma, Gördesli Makbule, Çorumlu Satı Kadın, Tayyar Rahmiye, Binbaşı Ayşe, Halime Çavuş (Kocabıyık), Süreyya Sülün Hanım, Nene Hatun, Hafız Selman İzbeli, Gördesli Makbule Hanım, Çete Emir Ayşe, Tayyar Rahmiye, Kılavuz Hatice, Nezahat Hanım ve ismini sayamadığımız, yazamadığımız binlerce kahraman kadınlarımız; ruhunuz şad olsun. Kadınlarımız; annelerimiz, kardeşlerimiz, ninelerimiz, ablalarımız dünyanın yükünü çeken kadınlarımız hak soracaksak, alacaklı olan sizlersiniz... Gününüz kutlu, hayatınız mutlu olsun.. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutladık. Bakın ne güzel söylemiş, bir zamanlar vatan haini diye anılan ve vatan topraklarına hasret kalarak “Anadolu’da bir köy mezarlığı’na gömün beni” diyen Nazım Hikmet… KADINLARIMIZ Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta, Bana soruyorlar, Yıldızı olmayan Hilal ne olur diye! Bende diyorum ki yıldızı olmayan hilali at çöpe gitsin…
Yorumlarkemal yılma
{ 11 Mart 2010 10:33:54 }
Yıldızı olmayan Hilali kim ne yapsın! Ayyıldızlı, Türk Bayrağıdır. yıldız ile hilalin ayrı olması bilinçaltına sokulan ayrılık tohumlarının ekilmesinden başka bişey değildir. Ay ile Yıldız birbirinden ayrılmaz bir ruh oluşturmuş aynı vatanı, aynı milleti temsil eden bir güçtür. Bu gücü bölünmesini engellemek için ayyıldız her tarafta bir olmalıdır. Çeşitli dernek yada siyasi partilerin ay yada yıldız kullanması da kanunla yasaklanmalıdır. Türk Milletinin tümünü temsil eden semboller bir kısımı temsil eden oluşumlar tarafından kullanılmamalıdır. Bu yanlıştır. Zaafa ugratılmaktadır. Yıldızı olmayan Hilali At Gitsin çöpe sözüne katılıyorum. Ne yapayım ki Türk Milletini ayyıldızlı bayrak temsil etmiyorsa, at çöpe gitsin...
Rıza ÇELEBİ
{ 10 Mart 2010 17:32:57 }
Bugün Türk Bayrağında yer alan hilal ve yıldız motiflerinin binlerce yıllık bir yolculukla bugüne kadar geldiğini ve orijininin Türk'lerinde ataları olan kadim dönemlerde yaşamış uygarlıklara dayandığını görüyoruz. Sonuç olarak, tüm dünyanın bugün İslam dininin sembolleri olarak kabul ettiği hilal ve yıldızı; aslında biz Türklerin İslama bir sembol olarak kazandırdığını görüyoruz. Bayrağımızın al renginin tanrısal kutsal bir renk; üzerindeki hilal ve yıldızın da binlerce yılın gizeminden gelen astrolojik objeler olduğu kesin. Binlerce yıl bayrağında bu sembolleri taşımış böyle asil bir millete de elbette özgün bir görev verilmiş olmalıdır diye de düşünmemiz gerekir.
mazlumbey
{ 10 Mart 2010 10:26:44 }
Sy Nazım Hikmet ; Bana soruyorlar, Yıldızı olmayan Hilal ne olur diye! Bende diyorum ki yıldızı olmayan hilali at çöpe gitsin… demiş diyorsun söylemiytir, doğrudur. Sayın Bayram bey sizde öyle mi diyorsunuz. Eğer öyleyse KIZILAY ı atalım, Hac - hilal mücadelinii bırakalım, yelkenleri suya indirelim. Barışalım. Haclılar Anadoluyu türklerden almak için 1200 yıldır mucadele etsinler hiç de vazgeçmesinler, biz barışalım. öylemi, hala senizle her yerde mücadele etsinler biz aldırmayalım, Ermeli sözde soykırımı desinler, Kıbrıs desinler, Avruba birliği desinler, Seni araplara düşman göstersinler ve yalnız bırıksınlar biz hala yelkenleri suya indirelim, barışalım öyle mi..., Olmaz olmaz Yıldız da benim Ay da benim Ay-Yıldızlı albayrakta benim. İYİ düşün olmaz mı. SElamlar
Diğer Sayfalar: 1. (not: mazlumbey isimli yorumcu, ad soyad yazılmadan yorumlara onay verilmiyor tabi birde hakaret olmayınca. birdaha bu rumuzla yazarsanız yorumlarınız askıya alınacaktır. bilgilerinize) yönetici
Yorum Yazın | |||||
Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler;
evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar!
M. Kemal Atatürk
Ankara Cad. No:100/20 Noter Yanı Gölbaşı / Ankara
Tel : 312 484 4 484 Cep Tel :
5355673077
E-Posta:
golbasigazetesi@gmail.com golbasiekspres@mynet.com