Gölbaşı :
z     z
27 Ağustos 2017, 09:17
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Zafer Haftası'nın düşündürküleri...

Zafer Haftası'nın düşündürküleri...

ZAFER HAFTASININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Zeki Sarıhan

 

26 Ağustos’tan başlayıp 10 Eylül’de Bursa’nın kurtarılmasıyla sona eren askeri zaferlerin millete verdiği coşku, Kasım ortalarına kadar sürdü. Mudanya Ateşkes Anlaşması’nın imzalanması, Ordu’nun İstanbul’a girişi, Trakya’daki beldelerin tek tek işgalcilerden teslim alınması, nihayet halife-padişahın İstanbul’dan kaçışı, millete ancak masallarda anlatılan 40 gün 40 gecelik şenliklerden daha fazlasını yaşattı.

 

Biz Türkler, yurdumuzu paylaşmak ve milli bağımsızlığımızı elimizden almak isteyenlere karşı bu başkaldırımızı gururla kutluyoruz. Türklerin bu karşı koyuşunun bütün mazlum milletlerin uyanışına örnek olduğunu da söyleyip duruyoruz.

 

Zafer Haftası bize şunları da düşündürmelidir:

 

Bütün zaferler ve milli bayramlar, devleti yöneten siyasi kadrolar tarafından millet üzerinde kendi hâkimiyetlerini berkitmek için de kullanılıyor. “Vatan-millet-Sakarya” edebiyatı diye alay edilen, küçümsenen ne vatan, ne millet, ne Sakarya’dır. Bunları kullanarak milletin tepesinde boza pişirmek isteyen siyasetçilerdir. Hız kesmeden sürüyor! Sanırsınız ki, kağnı kollarında donarak ölen Şerife Bacılar, Sakarya vadilerinde göğsünü düşman kurşunlarına siper ederek toprağa düşen subay ve erler, bunu Tayyip Erdoğan Türkiye’yi KHK ile tek başına istediği gibi yönetsin diye yapmıştır!

 

BAĞIMSIZ YAŞAMAK BÜTÜN MİLLETLERİN HAKKIDIR

 

26 Ağustos’un, 30 Ağustos’un, 9 Eylül’ün bize şunu da düşündürmesi gerekmez mi? Bağımsız yaşamak yalnız Türk milletinin değil, bütün milletlerin hakkıdır. Buna karar verecek olan Bizim 1919’da Amasya Genelgesi’nde ilan ettiğimiz gibi milletin azim ve iradesidir. Tam da böyle düşünen devrimcilerimiz, Asya’nın öbür ucunda Kahraman Vietnam halkının önce Fransız, sonra ABD emperyalistlerine karşı dişe diş verdikleri uzun süreli bağımsızlık savaşını nasıl da coşkuyla desteklemişlerdi! Bağımsızlık ruhunu çoktan kaybetmiş ve kendini ABD’nin iradesine teslim etmiş Türk burjuvazinin siyasi temsilcileri, o sıralarda devrimcileri katletmekle meşguldüler. ABD’nin emrine Kore’ye gönderilen askerler, Vatanın bütünlüğünü sağlamak ve ABD’yi Kore Yarımadasından kovmak isteyen Kore devrimcilerini boğmak içindi.

 

Birçok devrimcinin yolunun Filistin gerilla kamplarından geçtiğini hatırlayalım. Gene hatırlayalım ki, Türkiye devletinin temsilcileri, 1962’de Birleşmiş Milletlerde Cezayir’in bağımsızlığı oylanırken Fransızların işaretiyle aleyhte oy kullanmışlardır!

 

Önümüzdeki ay, Kuzey Irak’ta orada yaşayan Kürtlerin bağımsızlık isteyip istemedikleriyle ilgili bir halkoylaması yapılacak. Başta hükümet çevreleri olmak üzere, şimdiden bazılarının etekleri tutuşmuş görünüyor. Ağzından ateşler saçarak bağımsızlık oylamasının bir savaş nedeni sayacaklarını açıklayanlar bile oldu. Geçmişte Amerikan Gladyosuyla birlikte iş tutup bağımsızlık isteyen gençlerin kanına ekmek doğrayanlar, bu halkoylamasını ABD’nin istediğini ileri sürüyorlar. ABD Irak’ı darmadağın ettiği dönemden beri “Irak’ın toprak bütünlüğünü savunuyoruz” diye söyleyip duruyor. Çünkü onun amacı, Irak’a da, Suriye’ye de bütün halinde egemen olmaktı. Bu politikasının da çamura yattığı ortadadır. Kaldı ki milletler, kendi kaderlerini belirleme hakkına sahiptir.

 

Biliyorum, bu hatırlatma Türk milliyetçilerine, Türkiye’deki Kürtleri düşündürüyor. “Ya bizdeki Kürtler de bağımsızlık isteğinde bulunursa!” diye endişe ediyorlar. Bu korku yersizdir. Türkiye Kürtleri, Türkiye devletinin kurucu unsurudur ve Kurtuluş Savaşı Zaferlerinin ortağıdır. Bu gerçek Kürt siyasi çevrelerinden defalarca ifade edildiği gibi Türkiye Kürtleri arasında güçlü bir ayrılma akımı da yoktur. Milletlerin kendi kaderlerini tayin hakkı yalnız ayrılma hakkını değil, birlikte yaşama iradesini de içerir. Bu tâbi olduğu devletin onlara nasıl davrandığı ile ve tarihi koşullarla da ilgilidir. Aynı soydan oldukları halde Türkiye ile Azerbaycan’ın niçin tek devlet olamadıklarına, İran’daki 20 milyon civarındaki Azeri’nin niçin Azerbaycan’la birleşmek veya ayrı bir devlet kurmak istemediklerine kafa yormak gerekir.

 

HANGİ MİLLETLER BAĞIMSIZ OLMALI, HANGİLER OLMAMALI…

 

Hangi milletlerin bağımsız olabileceklerine, hangilerinin olamayacağına karar vermek size mi kaldı? Böyle bir politika, Amerikan emperyalistlerinden öğrenilmiştir.

 

Lenin, hem de Birinci Dünya Savaşı bütün hızıyla sürerken ve Rusya İtilaf emperyalistleri tarafından kuşatılmışken milletlerin kendi kaderlerini tayin ilkesini ortaya attı? Rus Çarlığı’nda yaşayan bütün milletlerin bağımsız olabileceklerini kabul etti? Neden? Adam gibi adam olduğu için! Bu politika Türkiye halkı da içinde olmak üzere milyonlarca Müslüman’ın da onu sevmesine ve alkışlamasına sebep oldu. Kars, Ardahan, Artvin bugün Türkiye’nin bir parçası ise bu durum esas olarak Sovyet politikaları sayesindedir.

 

Zafer Haftası bana bunları düşündürüyor. Bu hafta nedeniyle siyasetçilerin demeçlerine hiçbir değer vermiyorum. Çanakkale’de düzenlenen Adalet Kurultayı’nın adalet kavramı ile milletler arasındaki hak eşitliği arasında bağ kurmasını bekliyorum. (Ayvalık, 26 Ağustos 2017)

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
5 + 1 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.