Gölbaşı :
z     z
21 Temmuz 2017, 12:50
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa!

Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa!

   Gölbaşı’nda FETÖ/PYD  Terör Örgütü üyelerine yönelik yapılan operasyonlarda  8 kişi ticari ve sosyal  ilişkileri olduğu iddiasıyla gözaltına alınıp,  ilk etapta bunlardan 4 kişi tutuklanmış, 1 kişinin mali şube de halen sorgusu devam ettiği iddia edilirken, 2 kişi tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmış, 1 kişi de yurtdışında olduğundan yakalanamamıştı.

 

  Tutuklananlardan, H.A, R.A., H.K., K.E., ile  halen ifadesi alındığı öne sürülen siyasetçii/esnaflradna A.K., ile tutuksuz olarak  yargılanmak üzere serbest bırakılan A.D., S.F.A.,  ile yurtdışında olduğu iddiasıyla yakalanamayan  T.Ü.,  var.

 

    Öncelikle,  Fetö Terör Örgütü üyeliğinden ve de üye olmadan destek verenlerden tutuklananların yakınlarına sabırlar diliyor, geçmiş olsun diyorum.  Zor bir durum ile karşı karşıya olduklarını anlayabiliyorum.

 

   Ancak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne başkaldıran hainlere bilerek ya da bilmeyerek destek verenlere de   bir ceza uygulanması da normaldir.  Bu konularda Gölbaşılılarda duyarlıdır. Bunun örneğini 15 Temmuz hain saldırısı ve sonrasında sosyal medya daki paylaşımlardan da gördük. Hatta, içimizdeki FETÖ cüleri yetkililere bildirelim diyen tanıdıkların bile yazılarını okudum.  Bu terör örgütüyle mücadele de anlaşılan aylar, yıllar sürecektir. 

 

   Bunun bir siyasi hükümet sorunu değil, bir devlet sorunu olduğu ortadadır.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne gönülden bağlı olan, Anayasanın ilk dört maddesini benimsemiş olan her Türk vatandaşının bu operasyonları destekleceği muhakkaktır.

 

   Onun içinde ilçemizde de bu terör örgüt faaliyetlerine karışanları, maddi , manevi destek  verenleri  tanıdıkta olsa  savunmak çok güçtür. 

   Ben, bu insanların çoğunun FETÖ çetesi ihanetinin 15 Temmuz hain saldırısı boyutuna kadar gelebileceğini tahmin ettiklerini sanmıyorum ancak emin olduğum bir şey var ki, bunların hepsi Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasasının ilk 4 maddesine aykırı faaliyetleri kapsamındadır.

 

      Herkes her zaman bişeylerin bedelini ödüyorsa, böyle bir olayla bağlantısı olan varsa da bedelini ödeyecek. Olan çocuklarına, yakınlarına, çevrelerine oluyor. O insanlar çok etkileniyor ancak bu devlette varlığını devam ettirmek için bugün FETÖ terör örgütü için, yarın diğer Paralel Devlet Yapılanması şeklinde örgütlenen başka dinsel ve etnik örgütler için bu keskin kılıcını indirmek durumundadır. Bu mücadele Türkiye’ye örnek olacak şekilde  olmalıdır ki, gelecekte de model olarak  zihinlerde kalsın. 

 

    Zira,  Türkiye Cumhuriyet Devleti’nin gelişmesinin önünde duran,  milleti birbirine kırdırmak isteyen o kadar etnik ve dinsel hainler var ki gün gelecek bunlarda aynı FETÖ ihaneti gibi ihanet için hazır olduklarında bilerek ya da bilmeyerek maddi ve manevi destek verenlerden aldıkları güçle  başkaldırma cesaretini bulacaklardır.

 

   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dediği gibi, “Bu devletin ekmeğini yiyipte, bu devlete kılıç çalamaz.” Evet, bu devletin ekmeğini yiyipte bu devlete kılıç çekenlerin, kamu kurumlarında da yer almaması gerektiği gibi, kamu ihalelerinden de beslenmemesi gerekir.

 

  Diğer taraftan bu FETÖ Terör Örgütü din sömürüyle cemaatleşip,  örgütlendi. Bunlarla birçok küçük  gurup belki 30-40 yıldan beri mücadele etti. Bunlarla ilgili birçok  görsel açıklamaları halen internet sayfalarında var. Türkiye’nin birçok aydınlarından suiakastlere kurban giden  merhum gazeteci  Uğur Mumcu,  akademisyen yazar Necip Hablemitoğlu ilk aklımıza gelenler.

 

   Neyise, sonucunda bu devlete kılıç çekenin, bu devletin ekmeğini yemesi haram olup,  zaten nankörlük oluyor. 

  Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasa ile yönetildiğini unutup,  bu yasalar dışına çıkarak kendi hayalleri uğruna kendini feda edenler bunun bedelini ödeyeceklerini de er geç bilir.

 

   Onun için kişi gittiği yolu bilmiyorsa o yolda yürümeyecek. Rehberi olan ANAYASA’yı takip edecek. Onun haricinde gerisi uzun ya da kısa vadede bu ülkeye ve millete verilen bir zarardır.

 

   Ben şimdi daldım gittim  yazıya Gölbaşı’nı yarım bıraktım. 

 

  Bir de ilçemizdeki bu Fetö Operasyonları haberleri yapılması  en başta gözaltına alınanlar, tutuklananlar başta olmak üzere bazı kesimleri rahatsız ediyor belli ki. Bu rahatsızlık nedendir! büyük bir soru işareti oluşturduğunun farkında olsalar bu rahatsız olanlar  gazetecilere derler ki; “Basın mensupları bu olayları manşetinizden verin, ne var ne yok hepsini açık açık yazın.”derler. 

 

    Bu konu da en çok beklenilen açıklama parti temsilcilerinden olup, (Hele de bu cemaat laik düzeni yıkacak diyen siyasilerden)onlarda bir açıklama yapmayınca bir sessizlik oluşuyor. Bunları kim açıklayacak belli değil… Ben elimde fotoğraf makinesi ile sahadayken emniyet ya da savcılık bilgi notları verirdi, olaganüstü hal var, birçok yasa değiştii şimdi bu işler nasıl oluyor onu da takip etmiyorum.

 

    Bazı yerel gazeteler kıyısından köşesinden yazıyor o gazetecilere bile tepki gösterip, eleştiren insanlar var. Bu durum aslında ne kadar sıkıntılı bir durum olup,  bir güç sanki bunların üstünü örtmek için çaba sarfediyor imajını daha da perçinleştiriyor.Ya da öyle bir algı oluşturulmaya çalışılıyor.  Şunu açık seçik söyleyim, bu pek hayra alamet değil. Çok soru işaretleri oluşuyor, oluşturuluyor!

 

   Ben yine de iyi niyetle düşünüyorum ve kimsenin Fetö Terör Örgütü üyeliğinden gözaltına alındığını, tutuklandığını kamuoyunun bilmesini istemediğinden dolayı duyulmaması için bir gayret gösterildiğini umut ediyorum.  Ancak şunu söyleyeyimim bazı kamu yetkili ve ilgilileri öyle düşünmeyebilir.

 

    Mesela, ilçemizde önemli bir siyasetçi A.K. adı geçiyor,  akibeti nedir bilmiyoruz.  Bu konular  önümüzdeki zamanlarda zaten açığa çıkacaktır. Önemli bir müteahhit olan H.A. nın ismi geçiyor, bu tutuklanmış. Bunların ticari ilişkileri olduğu gerekçe gösteriliyor.

 

Diğer tutuklananlar ve gözaltına alınanlarda birşekilde ticari ve sosyal ilişkileri var. 

 

  Şimdi bunları kamuoyu ile paylaşacak etkili ve yetkililer lazım.  Bakın isimleri açık açık yazamıyorum çünkü detayları bende bilmiyorum, nedir, ne değildir ancak herkesin ağzında bir sakız misali önüne gelen bu bilinmezlikte rastgele  konuşuyor. 

 

    Bu kadarını  bile yazıyoruz diye bizlere gözdağı veren cahil insanlarda çok, bunlar etraflarına ne kadar zarar verebileceklerinin farkında olmayan ayrıca bu fetö derin yapılanmasının da böylelikle açığa çıkmasını istemeyen insanlar belki de…

 

   Ben muhabirlik yapmıyorum, haberlerimi masa başında derliyorum,  edinebildiğimiz kadar kaynaklarımızdan bilgi edinmeye çalışıyoruz ve bunu da sizlere bu kadar sunabiliyorum.  Kendimi aktif gazetecilikten, sahalardan emekli etmiş birisiyim. Ancak, yazınca da kendi adıma yazıyorum. Gelen bana gelsin.

 

  Bizlere böyle olan biteni yorumlamak düşüyor. Bu yorumlardan rahatsız olanlar var ise de hiç bana olumsuz bulaşmadan gitsin Cumhuriyet Savcılığı’na dertlerini anlatsın, birçok yasa var, basınla ilgili hakları varsa mutlaka savunulacaktır. Ancak,  telefonla arayıp, sosyal medya dan yazarak hedef göstermek, birtakım karalama tehditleri yapmak gibi cahilliklere de  başvurmasın.

 

   Zira, elime fotoğraf makinasını alıp, sahalara inmek istemiyorum…

 

1990 yılından beri yerel gazeteci olarak Gölbaşı’ndayım. Neler yaşadığımı gazetelerimizi takip edenler bilir. Tehditleri saymıyorum bile, saldırıya uğradık, bürolarımız basıldı, 20 den fazla hukuk/kamu davamız oldu, mahkemeler 2.adresimiz oldu,  bu Fetö çetesi siyasi ayağı ile 1998/1999  yılında ve sonrasında da değişik alanlanlarda tabiri caizse çatıştık, gazete küpürlerimiz halen mevcut,   bunların iktidar olabilmek için her yolun mübah olduğunu sayacak kadar  hedefli olduğunu da gördüm. Birçok olumsuzluklarla karşılaştım.   

 

   Bizim her zaman kırılmaya hazır bir kalemimiz olduğunu bilmeyenler, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kanunları olduğunu bilmeyenler, Gölbaşı’nın da dağ başı olmadığını bilmeyen bu cahiller ve akıllı azmettiricilerinin hiçbir şeyin yanına kar kalmayacağını da bilmesi gerekir.

 

 Ne demiş usta yazar/şair Nazım Hikmet, “Sen yanmazsan, ben yanmazsam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa, Tıpkı geçmişte Hz.Mevlana’nın dediği gibi, “Hamdım, Yandım, Piştim..” bu bir evrim, tekamül, değişim, gelişim…ister bireysel, ister toplumsal her daim yaşayacağız…

 

  Bugüne kadar yaşadıklarımızın hepsi ayrı bir hikaye  aklıma geldikçe yazıyorum. 

 

   Ben yazar iken, ilçemizde birçok matbaa ve internet gazetesi olmasına rağmen neden gündeme taşıyamadıklarını daha iyi anlıyorum. Zor bir meslek bu yerel gazetecilik. Ancak, bu gazetelerin yazamaması bile bir anlam ifade ediyor,  yazsa bile ne şekilde gündeme getirdiği yapı hakkında bir fikir veriyor. Onun için çok seslilik ve demokrasinin her zaman topluma bir oksijen görevi yaptığını, nefes alabilecek, (kimisi buna gaz alma diyor) ortamlar oluşturduğunun farkında olmalıyız.

 

Bundan sonra sıkıntı şu olsa gerek.

 

 Tutuklananlar ve gözaltına alınanlar Emniyet/Savcılık  ifadesinde bu işlere kimlerin bulaştığını, kimlerin var olduğu da anlatmışlardır. İşte bundan sonra ne olacak onu da hep birlikte takip edeceğiz…

 

 

Selam ve Saygılarımla

Bayram Türkmez

21 Temmuz 2017

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
5 + 2 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.