Gölbaşı :
z     z
01 Temmuz 2017, 22:06
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

“CEBİMDE ÇOK AZ ALMA VAR”

“Emekli öğretmen-yazar Zeki Sarıhan yazdı”

“CEBİMDE ÇOK AZ ALMA VAR”

Macaristan İzlenimleri-4

 

“CEBİMDE ÇOK AZ ALMA VAR”

 

Zeki Sarıhan

 

Macarlar, Latin alfabesinden uyardıkları 44 harflik bir alfabe kullanıyorlar. Çünkü bazı sesleri iki harfle ifade ediyorlar. Sesli harflerin uzun okunanları üzerinde kısa birer çizgi var.

 

Macar dili, diğer Avrupa dillerinin Hint Avrupa dil grubundan olmalarının aksine Türkçenin de dâhil olduğu Ural Altay dillerinin Fin-Oğur alt grubu içinde yer alıyor. Türkçede olduğu gibi Macarcada da cümledeki söz dizimi Özne-tümleç yüklem olarak sıralamıyor ve yapım ekleri sözcüklerin sonuna geliyor. Sözcükteki vurgu da Türkçede olduğu gibi ilk hecede. Başka bir benzerlik de büyük ses uyumu. Bir sözcükte ilk hece kalın bir sesli ile yapılmışsa diğerleri de kalın sesli, ince bir sesli ile yapılmışsa diğerleri de ince sesli hecelerle sürüyor. Tek bir sözcüklerini anlamamakla birlikte kentte gördüğüm levhalardaki sözcükler bana eski “Üze Tengri basmasar/Asra yir telinmezer” gibi sözcükler taşıyan Türk dilindeki sözleri çağrıştırdı.

 

TÜRK-MACAR DİL AKRABALIĞI

 

Dilbilimciler çağdaş Macarca ile Türkçe arasında birçok ortak sözcük de saptıyorlar. Bunların bir kısmının Türkçe ve Macarca söylenişleri şöyle: Çok-sok, ata-atya, ana-anya, ben-en, o-o, kim-ki, kapı-kapu, sevgi-semmi, yer-yes, öküz-ökür, tavuk-tyuk, keçi-keçke, koç-kos, küçük-kicsi, kapak-kupak, beter-beter, sayı-szam, süpürge-seprü, kalpak-kalpag, tarak-taraj, tümen-tümeni, var-van, yurt-jurtya… Orta Asya’daki akrabalıktan başka 16-17. Yüzyıllarda Türkçeden Macarcaya geçmiş kelimelerin sayısı 2008 iken Macarcadan Türkçeye yalnız 9 kelime geçmiş. 

 

Türkçe ile Macarcanın akrabalığına örnek olarak “Cebimde çok al elma var” cümlesi gösteriliyor. Söylenişleri biraz değişik olmakla birlikte cümle her iki dilde de aynı anlamda kullanılıyormuş.

 

Orta Avrupa’da en büyük sanat ve kültür merkezi olan Pecs Üniversitesi 1367’de kurulmuş.

 

Budapeşte’de bir kütüphaneye gezmek ve yetkililerden kütüphane ile ilgili bilgiler almak istedik. Giriş parası istemezler mi? Meğer burası 19. Yüzyılda soylu bir parlamenterin sarayı imiş. Müze olarak da kullanılıyor. Kütüphanenin Macaristan’da 100 kadar şubesi varmış. 1931’de kurulan Kütüphanede 2010 rakamlarına göre 2.372.540 kitap ve süreli yayın, 6.437 harita, 53.359 müzikle ilgili belge, toplam olarak 3.217.759 doküman varmış. Kütüphanenin 700.000 üyesi bulunuyormuş. Her kent ve köyde bir halk kütüphanesi bulunuyormuş.

 

KÜTÜPHANELERİNDEKİ TÜRK YAZARLAR

 

Türk yazarlarından kütüphanede kimlere ait yapıtlar var diye bilgisayardan yaptığımız bir sorgulama sonucunda şu bilgilere ulaştık. Nazım Hikmet 18, Sabahattin Ali 12, Aziz Nesin 11, Yaşar Kemal 9, Orhan Kemal 6, Atatürk 6, Yunus Emre 3, Reşat Nuri Güntekin 2, Halil İnalcık 2, İlber Ortaylı, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Mevlana 1’er.  Hükümetimizin sanat ve kültürde kendine rehber edindiği Necip Fazıl Kısakürek’ten de bir şey var mı diye sorguladığımızda karşımıza çıkan rakam “sıfır” idi!

 

Etnik bakımdan homojen bir yapı gösteren Macaristan halkının yüzde 83’ü Hıristiyan, bunların da üçte ikisi Katolik. Halkın tamamı çoktan okuryazar olmuş. Nobel ödülü kazanan bilim adamları, dünyaca ünlü Franz Liszt, Bela Bartok, Zoltan Kadaly gibi bestecileri var. Ülkede 200 müzenin bulunduğu kaynaklarda belirtiliyor.

 

Birinci Dünya savaşından yenik çıkan Macaristan’ın bir kısım topraklarını ellerinden almışlar, komşu ülkelere vermişler. Buralarda üç milyon Macar yaşıyormuş. Macarlar, topraklarının bir kısmının ellerinden alınmış olmasının burukluğunu yaşıyormuş. Daha çok Batı Avrupa’ya olan göçler ve doğum azlığı nedeniyle Macaristan nüfusu yıldan yıla azalıyormuş. 1956 ayaklanmasında 200.000 Macar ülkeden kaçmış. Bunların ancak 20.000’i dönmüş.

 

Budapeşte’den ülkenin her yanına demiryolu var. Ülkenin kuzeyinde olmasına rağmen ülkede bir yerden diğer bir yere gitmek isteyenler önce Budapeşte’ye inmek zorunda. Türkiye’nin yedide bir kadar olduğu için de tek hava alanı Budapeşte’de bulunuyor. Başkentte tıkır tıkır işleyen yeraltı treni ve otobüs ağı var. Türkiye’dekinden farklı olarak otobüs duraklarında oradan geçecek otobüslerin numarasından başka hangi dakikada geçeceği de yazılı ve bu ulaştırma araçları belirtilen dakikalarda oraya yetişiyor.

 

Kentte yerden bir metre yükseklikte bir hayli yangın vanası var. Şehir suyu içilebiliyor. Yanımızda gezdirdiğimiz plastik su şişelerini su akan her yerde doldurup içtik.

 

19. Yüzyıl Avusturya mimarisi tarzında bitişik nizam yapılmış apartmanların her birinin görünümü farklı. Nerdeyse birbirine benzeyen yapı yok. Bunların bir kısmında mermer figürler var. Bu caddeler çok dar da değil. Fakat sonradan yapılmış ana caddeler çok geniş. Birçok caddede işaretlenmiş bisiklet yolları var. Parklarda çocuk bahçeleri de bulunuyor.

 

Budapeşte’de hayatın oldukça pahalı olduğunu söylediler. Işık’ın üç arkadaşıyla birlikte kullandığı üç odalı, geniş de olmayan eve Türk parasıyla 1.500 lira kira ödüyorlarmış. Ülkenin diğer yerlerinde hayat daha ucuzmuş. Kent dışındaki Pecs üniversitesinde okuyan bir Türk öğrenci, tuttuğu eve 600 lira ödediğini, daha ucuz evlerin de bulunduğunu söyledi.

 

BİZDEN DAHA ZENGİNLER

 

Macaristan’da çok para var! 2016 hesaplarına göre kişi başı milli gelir 18.730 dolar. (Türkiye’de 13.464 dolar imiş) Binlik, iki binlik, beş binlik, on binlik paraları var. 1 Yeni Türk Lirası 78.94 Macar Frontu ediyor. Giderken bozdurduğum 300 Türk lirası karşılığı elime yaklaşık 23.000 Front saydılar! Dönerken cebimde kalan 2000 Frontu bozdurdum. 16 Türk Lirası verdiler!

 

Budapeşte’de Gül Baba türbesini ziyarete zaman kalmadı. Zaten onarımda olduğundan etrafı kapalı imiş. Birkaç hamamdan başka Osmanlı izleri nerdeyse bütünüyle kaybolmuş.

 

Hükümette Genç Demokratlar Koalisyonu bulunuyor. Başbakan Viktor Orban milliyetçi popülist, göçmen düşmanı bir politika izliyormuş. Liberallere de, solculara da düşmanmış. Solcuların boykot ettiği referandumda sandıktan göçmen düşmanlığı çıkmış. Başkent’in belediye başkanı ise Ankara belediye başkanına benziyormuş…

 

22 Haziran Perşembe günü öğleyin Budapeşte Havaalanında oğlum Işık’tan ayrılırken boğazımda bir şeyler düğümlendi! Belki onu yeni yerleşeceği Belgrat’ta da ziyaret eder, bu vesile ile size Sırbistan’dan da izlenimlerimi yazarım. (29 Haziran 2017)

 

Fotoğraflar: 1. Budapeşte’de bir cadde, 2. Kütüphane yapılan saray.

 

Yeni açılan bloğumdakli diğer yazılarım için: www.zekisarihan.com

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
4 + 3 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.