Gölbaşı :
z     z
17 Haziran 2017, 00:25
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Gölbaşı'nın siyaseti bunlara hep engel oldu...

Gölbaşı'nın siyaseti bunlara hep engel oldu...

İlçemizden, ülkenin yönetiminde etkili olabilecek en azından bir milletvekili çıkaralım diye gazete olarakta siyasilerin birliğini, dirliğini çok destekledik. 

 

   Türkiye’nin model kenti Gölbaşı’ndan çıksın Ankara İl’de. Genel Merkez’de ya da TBMM’de siyaset yapan Gölbaşılılar olsun diye çok toplantılar yapıp, yazılar yazdım.

 

    Özellikle 1989-1999 yılları arasında ilçemizde bulunan 7-8 civarında ilçe teşkilat yöneticileri de buna sıcak bakıyordu.  Bu konularda kendi içlerinde olduğu gibi halka açık olarakta toplantılar yaptık.

 

Belediye Eski Başkanı Erdal Eren buna sıcak bakıyordu,  diğer muhalifet parti teşkilat yöneticileriyle bir araya severek geliyordu.  Bu konuda gazete haber ve yorumlarımızla destekliyorduk ancak bir türlü olmadı.  Çünkü, hemşehricilik olayı siyasete o kadar etki yapmıştı ki, Gölbaşılılık duygusunu bir türlü oluşturamadığımızı görüyorduk.

 

   Belediye Eski Başkanı Mümtaz Sarıtaş’ın gözü hiç  Ankara geneli siyasette olmadı.  Kendisiyle de birkaç kez görüştüğümde de,  “Belediye Başkanlığı’nın bağımsız bir kurum olduğunu, kendi kararlarını alabildiğini”  belirtip, milletvekilliğinin,  belediye başkanlığı kadar cazibeli olmadığını belirtip,, "Ben kimsenin karşısında el pençe duramam" dediği halen aklımda...

 

   Yani,  onun derdi hep Gölbaşı oldu.  Hayallerinde de Gölbaşı vardı.

 

   Yine,  Gölbaşı Çayırlılı olan üst düzey bürokrat ve sosyal insan  Özgün Ökmen’i,  Gölbaşı Belediyesi Eski Başkan Yardımcısı ve daha sonra Ürgüp Belediye Başkanı olan Bekir Ödemiş’i gönlümüzden geçirdik,  çapımız kadar söyledik, yazdık ancak  burada da yine hemşehriciliğin yanı sıra, başka bir etki de karşımıza çıkmıştı.  Ankaralı olan Gölbaşı’nın yakın köyü doğumlu ve de çevre köylere birçok katkıları olan Özgün Ökmen’e köyünün seçmenlerinden yarısı ancak oylarıyla destekliyordu.  Burada da hemşehricilikten öte başka etkenlerin varlığını gördük.

 

    ANAP döneminde ön seçimle Gölbaşılılar bir şans yakalamış ve ANAP’lı Fehmi Koç  Ankara 1. Bölge 5/7. Sıradan milletvekili adayı olmuştu ancak seçilemedi. 

 

  Bir şansta 1999 yılında DSP İlçe Başkanı iken Önce Milletvekili adaylığı düşünen ve sonunda DSP Gölbaşı Belediye Başkan adayı olan, ancak meclis üyelerinden bile az oy alan Ahmet Çavdar’a gülmüştü.   Ahmet Çavdar’a teklif edilen milletvekili sıralaması da kazanabilecek bir yerde iken kabul etmedi ve bu fırsatta böylelikle kaçmıştı.

 

Ahmet Çavdar, hemşehri siyaseti ugruna milletvekili adayı olmamıştı.  (sanırım ya 3 ya 5. Sıraydı)

 

  Ancak, Ahmet Çavdar’a Ankaralı hemşehrileri Belediye Başkanlığı adaylığı sırasında da oy vermemişti. İlginç bir sonuç ortaya çıkmış ve o seçimleri DR.Cevdet Kara kazanmıştı.

 

Hemşehricilik uğruna milletvekilliği adaylığını feda eden, belediye başkan adaylığında da hezimete uğrayan  Ahmet Çavdar’ın  diğer Ankaralı  aktif siyasetçilerle hareket ettiği konuşuldu durdu… Zaten, 2004 yılı belediye seçimlerinde  DYP den Belediye Başkan adayı olan Namık Kemal Doğan’ın listesinden Belediye Meclis Üyesi seçilmişti…

 

Hemşehriciliğin etkileri burada görülüyordu.

 

İlçemizin etkili siyasetçilerinden Namık Kemal Doğan mücadeleci bir kişiliğe sahip olup,  genelde DYP’de siyaset yaptı. DYP/DP birleşmesiyle Demokrat Parti Ankara İl Başkanı olarak Gölbaşı’nın aşan ilk siyasetçiler arasında yerini aldı. 2007 yılında istifa etti.  Şu anda AK Parti saflarında mücadele veriyor.

 

   Hakkını vermek lazım. AK Parti seçim koordinasyon başkanlığı görevini de yapıyor ve ilçede AK Partinin ilk sıralarda çıkıp, yüksek oy almasında önemli payı var. Tecrübelerini İlçe Başkanı Osman Karaaslan ile paylaşarak AK Parti’nin Gölbaşı’nda etkisini hissettiren Namık Kemal Doğan’ın hemşehriciliği de tartışılmaz.

 

      Ancak,  Namık Kemal Doğan’ın bir türlü ne başkan, ne de milletvekili adayı olmasını sağlayamadık. Nihayetinde Gölbaşılılar olarak siyasette birlik ve beraberlik ruhunu oluşturamadık.

 

   2005 yılında Gölbaşı DSP İlçe Başkanı olduktan sonra DSP Genel Merkezi'nde görev alan İlçemizin o dönem tek kadın siyasetçilerinden  Ayten Şahin olmuştur. Bu dönem de DSP'nin tükenişe geçtiği döneme denk geliyor...

 

        Sadece, siyasette Göllbaşı sınırlarını aşalım diye seslenmedik. Ekonomik konularda da ilçemizdeki girişimciler, işadamları, yatırımcılar büyüsünler, istihdam alanı oluştursunlar, üretim yapsınlar…diye çağrılar yapıp,  yazdık çizdik.

 

      Ancak, siyaset yapanlar arasındaki kişisel husumetler ilçemizden çıkacak yatırımcıları, girişimcileri ve işadamlarının önünü kesmiş,  gıpta ile bakacakları yerde kıskançlık içinde bakmışlar, birde üstüne üstlük çekememişlerdir. 

 

      Oysa, ilçemizde zengin olan yasalara aykırı iş yaparak zengin oluyorsa hukuk var, adalet vardı. Hukuku, Adalet mekanizmasını işletmeden haksız kazançlarla zengin olduğunu iddia edenler ortalıklarda da görünmüyordu. Ancak,  fısıltı gazetelerini iyi çalıştırıyorlardı.  Ve siyaset üzerinden ekonomik gelişimleri de engellenmeye çalışılıyordu…

 

   Şöyle geriye doğru baktığımızda Gölbaşı’ndan yatırımcı, girişimci, işadamı olarak kimler çıktı? 

 

   Benim ilk aklıma gelen tanıdığımda bile ticari zeka olduğunu gördüğüm Yunus Doğan’dır.  Gölbaşılı olan Yunus Doğan Gölbaşı dışından da  birtakım guruplarınan hareket ederek Gölbaşı Adliyesi’nde başladığı çay ocağı işletmeciliğinden sonra zamanla arazi alım satımları, şirketleşmeler, ülke genelinde yayın yapan Işık tv kanalı oluşturmuş, hatta holding’leşmişti. Ne oldu sonra bilen yok.

 

    Şu anda bile ABD olmak üzere bazı yabancı ülkelerde inşaat üzerine iş yaptığını duyuyoruz.

 

     Şimdi, şunu da sorabiliriz, yatırımcı olduysa, girişimci olduysa Gölbaşı’na ne faydası oluyor? Gölbaşılılar nasıl yararlanıyor? diyebiliriz, bu tartışılabilir.

 

    Gölbaşı’na hangi yatırımı yapmış! diye sorabilirsiniz haklı olarak ancak ne yaptıysa tek başına kendi yaptı, İlçe dışındaki kendi çevresiyle yaptı. Gölbaşılı siyasetçilerin desteğini almadan yaptı. Becerdi yaptı. Yasal olmayan bir tarafı varmıydı derseniz, olsa idi adalet, hukuk mekanizması da var! diye yorumlamaktan başka şansımızda yok.

 

   Evet.. halen Gölbaşı’ndan yatırımcı, girişimci ya da işadamı yokluğu ortada. Kimsenin zengin olmasını istemiyoruz! oysaki herkesin birden zengin olma şansı yok. Kimisi, benim gibi yazar çizer olacak, kimisi sanatçı, kimisi usta,kimisi bürokrat, kimisi girişimci, kimisi yatırımcı…

 

Girişimcileri ve yatırımcıları da Gölbaşı’nda tutamıyorsak bunu da sorgulayalım. İlçemize istihdamı , sorunların çözümüne katkı sağlayacak veya üretim amaçlı ticari yatırımlarda ancak ticari zekası olan insanlar tarafından gerçekleşir.

 

   Ticari zekada herkeste olmaz. 

 

   Gölbaşı'nın arazileri olanları düşünün, birçoğu tarla tapan sahibi ve çok arazisi olanlar satıyor. Kazandığı parayla bir tüketim işletmesi  açıyor, çocuklarını evlendiriyor,  ev ve araba alıyor…gelecekte de rahat yaşamanın yollarına bakıyor, risk almıyorlar.

 

Baktığımız da   genel olarak tüketime hizmet amaçlı kullanıyorlar paralarını…Belki de bunun da bir ihtiyaç haline geldiğini görüyorlardır kimbilir!

 

  Gölbaşı’nda son zamanlarda  yatırım yapan siyasi isimlerden bazıları;   Osman Karaaslan özel okulları açarak önemli bir yatırım yapmıştır, Gölbaşı’ndan yüzlerce öğrencinin meslek sahibi olmasını sağlamıştır ve halen devam ediyor,   Hürriyet Ergezer Gölbaşı’nın en büyük öğrenci yurdunu açarak  öğrencilerin Gölbaşı’nda kalmasını ve bu yöreye fayda sağlamaları yönünde ve önemli bir barınma sorunu na kısmende olsa katkı sağlamıştır,  Girişimci ruhu olan Ramazan Yılmaz yapmış olduğu apartlarla yerli,yabancı önemli konukların kalabileceği  bir marka oluşturmuştur.

 

    Bu tür işletmelere bugüne kadar hiç özel sektör tarafından yatırım yapılmamıştı. Düğün salonlarını, Restoranları, Marketleri, Lokantaları, Pastaneleri, İnşaat Malzemeleri Satış Yerleri gibi birçok işletme açan oldu ve hep burada kaldı.

 

Ancak, Türkiye’ye doğru açılan bir ticari zeka Yunus Doğan oldu,  peşinden giden başka kimse olmadı. İlçemizde ticari zekalı insanlar mı kalmadı!  

 

  Bırakın zengin olma yolunda ilerleyen varsa, olsun. İlçemize, ülkemize bunu yatırım olarak, üretim olarak döndürecekse varsın olsun.

 

   Haksız kazanç sağlayıp, yetim hakkı yiyerek büyüyorsa da bu ülkenin adaletine güvenip teslim etmek gerekir. Hukukun üstünlüğüne inanıyorsak,  bu haksız kazanç iddialarında adalet-bürokrasi mekanizmasını çalıştırmaktan başka yol izlemekte sadece  fitne tohumlarının işi olarak kalacaktır.

 

   Ve gördüğümüz kadarıyla bu tür girişimci, yatırımcı ve istihdam sağlayıcı ticari zekaların önünde de kirli siyaset durmakta olup, kirli siyasetin önüne geçmek içinde, seçim kanunu ve seçmen mevzuatı değiştirilmesi şarttır…

 

    Devleti yöneten enküçük dereceli memurda bile birçok kriterler aranırken,  devletin memurlarını yöneten, TBMM den kanun çıkaran siyasilerden, bir sabıka kaydı ile bir ilkokul diploması almak yeterli geliyor.

 

   İlçe ve il teşkilatlarından, meclis üyelerine , milletvekillerinden…diğer seçilenlere kadar her insana ön seçimle belirlenmeli ve de seçileceklere belli kriterler getirilmelidir.

 

“Ben yaptım, oldu, bitti” olmamalıdır.

 

  Olumlu ve Olumsuz herşeyin temelinde siyasi kurumlar ve siyasetçilerin olduğunu unutmayalım...

 

16 Haziran 2017

Selam ve Saygılarımla

Bayram Türkmez

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
5 + 4 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.