Gölbaşı :
z     z
01 Ocak 2016, 22:08
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Sokaktaki vatandaş gelecekten endişeli!

“ANAYASA VE YASALAR BİZİM ORTAK YAŞAM ALANIMIZDIR...”

Sokaktaki vatandaş gelecekten endişeli!

 

2016 YILININ SEVGİ VE HOŞGÖRÜ DİLİNİN KULLANILDIĞI VE EYLEMİNİN YAPILDIĞI YIL OLMASI DİLEĞİYLE…

 

 

   Büyük düşünür, felsefe insanı, İslam alimi   barış ve hoşgörünün sembolü,  Hz. Mevlana ne güzel demiş….

 

“Dünle beraber gitti cancağızım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım.”

 

 Ve Türk Edebiyatının önemli mizah ustalarından Nasrettin Hoca deyimiyle “İster inanın ister inanmayın, sizin eski yıl, yeni bir yıl doğurdu.”

 

   Evet…2015 yılını uğurladık.

 

2015 yılında Türkiye’de  ve Gölbaşı’nda neler oldu?

 

   Ülkemiz açısından özel bir yorum yapacak değilim, herkesin bildiği, gördüğü , söylediği ve yazdığı şeyleri  bende halkın yansıması olarak yazacağım.

 

   En fazla gündem oluşturan  , başta adalet/yargı kararları  olmak üzere, uzun yıllardan beri olduğu gibi  dış politika uygulamaları ve söylemler,  Doğu ve Güneydoğu’da terör olaylarının çözümündeki açılım süreci ve bugün gelinen sonuçlar…

 

  Yani, bu konularda  halkımızı  hergeçen gün bir endişe kaplamakta,  sanki heran ülkemiz bir iç ve dış  savaşa girecekmiş gibi bir endişe ile yaşatılmaktadır.  Ne kadarda gündem de ülkenin başkanlık sistemi,  alışılmış terörle mücadele  konuları konuşulsa da, emekli maaşlarına ve asgari ücrete  yapılan zamlarla ülkede hiçbirşey olmamış gibi basında yansısa da tabanda  kazın ayağı öyle değil.,

 

      Bu ülkede heran bir Türk-Kürt çatışması çıkarılacağı,  heran Ortadoğu bataklığında bir savaşa girebileceği endişesi taşıyan o kadar çok vatandaş/siyasetçi  var ki, ülkemizin olağanüstü bir süreçten geçtiğini konuşuyorlar.  Sokaktaki esnafa da sorsanız aynı,  yürüyene de sorsanız aynı. Yani vatandaşta bir endişe var!  Ve bu endişelerle  hergeçen gün kendi içine kapalı/yorgun  bir toplum haline geliyoruz!

 

     Dilerim 2016 yılı tüm bu olumsuzlukları, kara bulutları yok eder,  ülkemizdeki bölücü faaliyetlerin ve dış mihrakların Türk Milleti üzerinde oynadığı tüm oyunları bozulur.

 

     Biz Türk Milleti olarak en zor şartlarda bile kaoslardan çıkmayı başarmışız,  bu konu da tarihsel tecrübelerimiz çok fazla…Kurtuluş Savaşı en bilinen ve yakın tarih  rehberimizdir...Ancak, Devlet ve Hükümet yöneticilerimizin sevgi ve hoşgörü dilini kullanıp, eylemini de gösterip iç dinamizmi sağlaması gerekiyor.

 

Bizim ihtiyacımız olan tek bir şey  SEVGİ VE HÖŞGÖRÜ DİLİ'DİR…EYLEMİDİR...  Ne maaşlara zam, ne parasal  destekler,  ekonomik  katkılar değil…

 

   Öncelikle  sadece  SEVGİ DİLİNE, HOŞGÖRÜ DİLİNE  ihtiyacımız var.  Türk milletinin bu olağanüstü süreçte en fazla ihtiyaç olduğu şey birbiri arasında kin ve nefret duyguları uyandırmamak,  aksine farklı düşünceleri buluşturmak, barıştırmak, uzlaştırmak, birliğini sağlamak, dirliğini kurmak ve bir bütün halinde yaşatmaktır.

 

Başta Sayın Cumhurbaşkanımız  Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere,  Sayın Başbakanımız  Ahmet Davutoğlu gibi,  Tüm Siyasi Parti liderlerinden,   tüm kamu yöneticilerine,  din temsilcilerine kadar  kadaryapması gereken, kin, nefret ve ayrımcılık tohumları eken dil yerine,  sevgi ve höşgörü dilini kullanması bu millet ve ülke için yapılabilecek en büyük görevdir. Buna şiddetle ihtiyaç olduğu ortadadır...

 

   Hatta, 1 Haziran seçimlerinde oluşan koalisyon tablosundan AK Parti ve CHP'nin bu olağanüstü durumda ortak hükümet kurması gerektiğini, memleket meselelerinin herşeyin üstünde olduğunu ve milletin oylarının yaklaşık yüzde 70 temsil iktidarının daha güven verici olmasının yanısıra iç ve dış politikalarda daha etkili olacağını  söyleyenler hergeçen gün artıyor.   Mesele, memleket meselesi ise zaten gerisi de teferruat olması lazım.  Bu olağanüstü süreçte hükümet ve muhalefet olarak  ortak hareket ettiklerini halka göstermelidir.

 

    Halen Suriye'de Esad ile, Mısır'da askeri ihtilalle iktidarı ele geçiren  askeri yönetim  ile neden uğraşıyoruz. (Türkiye ihtilaller yaşarken hangi ülke bizim ihtilalcilere karşı halkını ayaklandırdı!)  Komşu ülkelerde sıfır sorun yerine,  nerdeyse sıfır komşumuzun kalması bizi hergeçen gün yalnızlığa itiyor ve içerideki sorunlarımıza endişelenirken, birde bu sorunların  karşımıza çıkması Allah sonumuzu hayırlı eylesin! demekten başka çaresiz bırakıyor...

 

Türk milletinin  Sevgi Dili ve Höşgörü alanında  hem dinsel, hem de  kültürel derinliği vardır…

 

Çok fazla uzaklara  gitmeye gerek bile yok ,  13. Yüzyılda da  Anadolu’da  Mevlana’sı, Yunus’u, Hacı Bektaş-ı Veli’si gibi birçok düşünürü ve yol göstericisi vardır…

 

Ve bugün sorumluluk sahibi yetkililer başta olmak üzere, kendisini  bu ülkeye ve millete karşı sorumlu hisseden her dinamik siyasi, sosyal ve dinsel ayrım gayrım yapmadan  önce “insan” diyerek, sonra “ülkemin insanı”diyerek kucaklaştıracak.

 

      Akıllısına, delisine bakmadan,  inançlarına bakmadan,  rengine bakmadan,  giyimine kuşamına bakmadan ortak yaşam kültürü oluşturmak için  herkese hizmet  düşüyor.  Devlet ve siyasi  yöneticileri başta olmak üzere medyanın da sevgi ve hoşgörü dilini kullanması aynı vatanı paylaşan  insanlarımızı birbirine düşürmeyecektir.

 

     Sevgi ve Hoşgörü dili kullanmak  yöneticilere görevden öte  bir zorunluluktur.  Bu ülkenin ortak yaşam alanı Anayasa ile belirlenmiş olup, yine bu toprağın vatan olması da Anayasa ile ortaya konulmuştur…

 

Herkesin yapması gereken öncelikle  mevcut anayasa ya saygı duymaktır…

 (Sonra yeni bir anayasa yapılacaksa da  ona da saygı duymak gerekir.  Ancak şu anda mevcut anayasa ya ve yasalara  saygı duymamak bu ülkede her türlü ayrımcılıktan tutunda, her türlü adaletsizliğinde önünü açıyor.)

 

Onun için de 2016 yılının,   varlık nedenimiz olan  anayasaya ve yasalara  saygı duyulan bir yıl olmasını diliyorum.

 

     Yazım uzayıp gidecek…Güya Gölbaşı’nın da 2015 yılında neler olup bittiğini de yazacaktım. Her yıl diğer yerel gazeteci genç arkadaşlar yazardı,  bu yıl şu oldu, bu oldu, şu yapıldı bu yapıldı ..diye arşivi tararlardı ancak bu yıl anlaşılıyor ki yoğun gündemlerinden dolayı! fırsat bulamadılar.

 

      Bu konularda ilçemizde  kurumsal bir formatta oluşturulmamış…

 

      Mesela; Gölbaşı Belediyesi olarak her yıl neler yaptıklarını açıklayabilirler,  Gölbaşı Kaymakamlığı’da aynı şekilde 2015 yılında hangi faaliyetler yapıldığını ana başlıklarıyla sunabilir…  Bizim saha da olduğumuz zamanlar İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Jandarma Komutanlığı’ndan yıl sonunda  asayiş konularında neler olduğunun istatistik bilgilerini alır kamuoyuna duyururduk. Bazen de kaymakamlık aracılığı ile bize gelirdi.

 

   Bu ve buna benzer çalışmalar yapılabilir.

 

Gölbaşı’nın önemli değerleri olan Mogan Gölü, Andezit Taşı ve Sevgi Çiçeği ile ilgili her yıl neler yapıldığı konusu  ayrı ayrı anlatılabilir, yazılabilir. Eğer bir değeri yaşatacaksak onu kamuoyuna maletmek ve kamuoyu ile birlikte izlemek gerekirki kalıcı olsun… Ya da,  saha da olan gazeteciler varsa gidip yetkili ve etkililerden sorarak bir üretim haberine imza atabilir ancak kurumsallaştırmak daha genel olur.

 

      O kadar çok yapılacak güzel şeyler var ki hepsini benim anlatmama bile gerek yok.

 

Geçen hafta arşivden haber yaptık. Belediye Meclis Üyesi  Murat Bey Balta’nın belediye başkan aday adayı iken Gölbaşı’na yapacağını vaad ettiği projeleri,  şimdi düşünüyor mu düşünmüyor mu? Düşünüyor sa, gerçekleştiriyor mu? Yoksa unuttu gitti mi? Kendine göre ne güzel düşünceler ortaya koymuştu, hangilerini uyguluyor?

 

Yine Meclis Üyesi  Mehmet Aktay’ın  arşivden çıkardığımız yapmayı düşündüğü projeleri gerçekleşti mi? Gerçekleşecek mi yoksa sadece sözde mi kalıyor?

      Bu ve buna benzer birçok güzel düşünceler, Gölbaşı’nın gelişmesi için ortaya konmuştur. Önemli olan bu güzel düşünceleri projeye döküp uygulamasını sağlamak. Onun için de söz ağızdan çıktı mı artık o sözün esiri oluyor insan ve bugün de öyle oldu. Bugün karşılarına çıktı.  Bakalım ne söyleyecekler, tabi konuşurlarsa!

 

    Evet yazımı 4 güzel özlü sözle bitirip,   Gölbaşı’nı daha sonra yazmaya devam edeyim.

 

Uykuya dalmış bilgisize öğüt vermek, Çorak toprağa tohum ekmektir…  Mevlana

İnsanın düşüncesi havadaki kuş gibidir. Hapsedilemez… Mevlana

İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır.  Hacı Bektaş-ı Veli

Yurtta Barış, Dünya da Barış.  M. Kemal Atatürk

 

   2016 yılının, kardeşin kardeşe kırdırılmadığı, şavaş endişelerinden uzak,    huzur dolu bir yıl olmasını diler,  selam ve saygılar sunarım.

 

01.01.2016

Bayram Türkmez

Rıza ÇELEBİ ~ 02 Ocak 2016, 15:44

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
2 + 5 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.