Gölbaşı :
z     z
23 Kasım 2015, 23:54
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Emsal Küçük'le bir hikayemiz vardı!

Emsal Küçük'le bir hikayemiz vardı!

 

 

Bir varmış, bir yokmuş, tıpkı  bir masal gibi…

 

Yaşam böyle değil mi, doğuyoruz, yaşıyoruz ve ölüyoruz…

 

Ölüm sözcüğü biraz soğuk! gelse de bundan  kaçamıyoruz. Vakti gelen koşulsuzca göçüp gidiyor ruhsal aleme, bedenini toprakta bırakarak…

 

Onlardan birisi de mesleğimize damgasını vurmuş Emsal Küçük olup,  52 yaşında hayata gözlerini kapadı. Kanser denen illete o da yenildi. Ve ateş düştüğü yeri yakıp, yok ederken, yanındakileri de kavuruyor…

 

Bizim yerel gazeteci arkadaşlarımız ne güzel hepsi de meslektaşlarına sahip çıkıp,  onu yalnız bırakmadılar ve hep birlikte yazdılar, hep birlikte üzüldüler. Meslektaş dayanışması takdire şayan...

 

  Ben, aynı şeyleri yazmayı sevmem, her insan gibi bakışım kendime ait olmalı, her gazete gibi yayın politikasının kendine ait olmasını tercih edenlerdenim. Kendi duygularımı, düşüncelerimi katıp yazmazsam mesleğimin vicdanı beni rahatsız eder. Onun içinde Emsal’i bir gazeteci kimliğinden ziyade, bir arkadaşım,  yakın aile dostumuz olarak anlatmak istiyorum…Çünkü, hangi şartlarda yaşamında nasıl mücadele verdiğini, hangi şartların bu günlere getirdiğini yakından bilen birisiyim…

 

Eskiden  Bataklık Mahallesi diye bilinen bugünkü Karşıyaka Mahallesi’nin halk Pazarının  olduğu bölgeyi 1961!  yılında Mogan Gölü’nün taşmasıyla basan suyla birçok ev yıkıldı, hasar gördü. Burası afet bölgesi ilan edildi ve ileriki yıllarda dönemin Gölbaşı Belediye Başkanı Bekir Gönenç’in girişimleriyle  1965 yılında 60 evler kuruldu. Zira, göl suyun basmasıyla 60 ev zarar görmüştü.  60 Evler Mahallesi zamanla Şafak Mahallesi oldu. Bu göl taşmasından sonra bugünkü Mogan-Eymir’i birbirine bağlayan kanal yapılmıştır.

 

 İşte Bataklık Mahallesi’nde yıkılan evler zaman içerisinde onarılarak yeniden kullanılmaya başlandı. Bu evlerden birisi de Gümüşhane/Kelkit’en gelen İlyas-Halise Küçük ailesine aitti. İlyas Küçük’ün diğer kardeşleri Enver Küçük GOP Mahallesi Fabrika Caddesi üzerinde ilçenin ilk kahvehanesini açanlar arasında iken, diğer kardeşi Halis Küçük ise Elektrik Kurumu’nda çalışıyordu.

 

  Küçük ailesinin kızı Şadıman, oğulları Emsal, Kenan, Yılmaz, Yunus vardı…En küçükleri Yunus’tu henüz 6 yaşındaydı.  Emsal ile aynı sınıfa giderdik. Baldudak İlkokulu’nda Selvi Albayrak öğretmende birlikte okuduk.  Haymana yolu tek şeritli ve bazı yerlerinde de alt geçit vardı.  Bizler de Karşıyaka daki tepelere çıkar oynardık.  Birgün yine Emsal, ben ve 2 arkadaş daha Haymana yolu’nun tepeye doğru olan üst tarafında oynuyoruz. Emsal’in küçük kardeşi Yunus yanımıza gelmek istiyor, bunun için yolu geçmesi lazım. Gelme diye bağırmalarımıza karşın Yunus’a yoldan geçerken bir araç çarpıyor…Henüz 6 yaşında filan olan Yunus o kazadan sonra hiç yürüyemedi.  Ancak, biz hep kendimizi suçlu hissettik, çok üzüldük ailelerimizle birlikte, çünkü aynı zamanda kapı komşularımızdı…

 

  Yunus bu kazadan yaklaşık 7 yıl sonra hayatını kaybetti. Bu durum herkesi derin bir üzüntüye soktu…Yıllar sonra yeni bir kardeş geldi Emsal’e ve onun adını da Yunus koydular…Allah’ın işi buya çok isteyince veriyor işte…Dünya ya merhaba diyen Yunus herkes için bir teselli olmuştu ve o Yunus’ta büyüdü, gazetemizde de çalıştı,  babamdan kalan konut alanı olan ancak satışımdan 3 ay sonra ticari alana dönüştürülen  hisseli arsaya bir işadamı (Koray)  mağaza yaptı.  Gölbaşı Gazetesi'ndeki işinden sonra 15 yılı geçmiştir,  halen o mağaza da çalışmaktadır. Evlendi, barklandı, çoluk çocuğa karıştı. Allah, uzun ömür versin…

 

  Neyise, konuyu fazla dağıtmayım…   Emsal’in babası İlyas amca Gölbaşı Cemal Gürsel Caddesi üzerinde bulunan Türkiye Zirai Donatım Kurumu Gübre deposunda çalışıyor. O zaman birde amirleri var Şakir Deniz.  Yaşlarımız 13-15 arası filan… Dr.Şerafettin Tombuloğlu Lisesi Ortaokul bölümünde okuyoruz. Boş zamanlarda ya da tatillerde bu Zirai Donatım Kurumu deposuna giderek her bir torbası 50 kilo olan gübreleri ya kamyonlardan indiriyoruz, ya da kamyon ve traktörlere yükleyip çiftçiler alıp gidiyor. O yaşta o gübreleri nasıl kaldırıyorduk, nasıl yüklüyorduk bugün bile bende şaşıyordum. Emsal ile birlikte gidip gelirdik bu gübre yükleme boşaltma işine…Gübre yıkma, yükleme işi olmadığı zaman ateş tuğlası ocakları vardı. Kırşehirli Kör Mustafa’nın, Konya’lı Mezin’in, Yozgatlı Seyfi Güneş’in,… gibi bu ocaklara gider yapılan çamurdan çıkan tuğlaları güneş kurutsun diye kafes yapardık… Çok maceralarımız oldu…

 

   Bir maceramızı anlatayım;   Haymana Yolu kıyısındaki Doktorlar Sitesi’nin arka tarafında ateş tuğlası ocakları vardı. Oralara da hep yayan giderdik. Hergün gidiyoruz kalıpçıların kestiği tuğlayı yerden kaldırıp, kafes yapıyoruz.  Birgün sabah giderken yol kıyısında para  bulduk.  O zaman bize iyi bir harçlık olacak para...Yaşımız daha 14 filan sanırım. O parayla gezmeye gideceğiz. Sonra,   iştende kaytarmak istedik o gün ancak  bahanemiz yoktu. Emsalle konuştuk, hasta numarası yapacaktı bende onu Gölbaşı’na eve getirecektim…O gün Emsal, karnım çok ağrıyor diye yere yattı, kıvranıyor, adamlar “hemen gidin, doktora götürsün babanız..”deyip, bizi gönderdi. Bizde, o parayla Ankara merkeze inip, gençlik parkında doyasıya eğlenmiştik. Mogan Gölü’nde birlikte çok yüzmüşlüğümüz vardır… Yani, çok maceramız oldu!

 

Bahçeli evlerimizin mesafesi 100 metre olmasına rağmen ailece, akraba gibi olmuştuk. Biz onların evinde, onlar bizim evimizde kalırdı.  Birlikte evden kaçar, kömürlükte saklanırdık, babalarımız arardı, bağırırdı ancak biz hiç sesimizi çıkarmadan sabahlardık kömürlükte… Ben lise eğitimime başladığımda, emsal Ortaokuldan  tasdiknamesini almıştı...  Ancak, arkadaşlığımız, komşuluğumuz sürdü gitti…En büyük ablası Şadıman ismini bile Çorum/Alaca’daki amcam beğenmiş ve doğan kızına Şadıman ismini vermişti. Yani, artık ailelerde  yakınlaşmıştı. Sadece, Emsal’ın ailesiyle değil,  o zaman 60 evlerde oturan Enver ve Halis amcalarına da gidip gelirdik. Kendimizi o kadar birbirimize yakın hissederdik. Hatta,  kardeşi Kenan ile yiğenim evlenmiş, çoluk çocuğa karışmıştı…Yani, akraba bile olmuştuk…

 

Gel zaman git zaman baba İlyas Küçük’ü de kaybettik.  O da  13 yaşında kaybettiğim babam gibi kansere yenik düşmüştü…Sonra evin tüm geçimi Emsal’in üzerine kaldı...

 

Emsal,  Petrol istasyonlarında  bir müddet çalıştı,  Sanırım 1992 yılı  filan Adnan Tan’ın açmış olduğu Göl FM radyosunda reklam işleriyle ilgilendi. (O dönem Gölbaşı'nda birde ADAKFM vardı.)  1994 yılında  RTÜK kuruldu, yasal zemini yakalamayan GÖLFM kaçak durumuna düşünce frekans alamadı. Daha sonra  Adnan Tan Gölhaber Gazetesi’ni kurunca uzun bir zaman  birlikte çalışmaya başladı. Bir ara Gölhan diye bir gazete çıkmıştı orada çalıştı.  Daha sonra Taraf Gazetesi’nde çalıştı. Muhabirlik yaptığı gibi, reklam ve ilan işleriyle de ilgileniyordu…Onun da hayalinde bir emeklilik vardı ancak bu hiçbir zaman gerçekleşmedi çünkü, yerel gazetelerin ekonomik sorunları onu sigortalı yapmaya engeldi...

 

Hayatı hep mücadele ile geçti. Yerel gazetelerin tek başına bir aileyi zor geçindirdiğinin o da farkındaydı ve onun içinde daha çok mücadele vermesi gerektiğini biliyordu.  Bu mesleğe başlamasında bizden bir ilham almışmıydı bilemem ancak her zaman yanında olup,  desteklemişimdir...Zaman zaman  düşüncelerimizi paylaşırdık!

 

 Yaklaşık 1 yıldan beri hastalıkla da  mücadele ediyordu. En son 3 ay önce görüştüğümde “Bende Antalya’ya geleceğim. Bundan sonra bende orada yaşamak istiyorum, burada ev işlerimiz var, onu halledince hemen geleceğim…”diyordu. Zira, oğlu Anılcan Antalya’da Akdeniz Üniversitesi’nde okuyordu.

 

  Bu illete yakalananın kurtuşu zor belli ki…52 yaşında göçüp gitti geride birçok anılar  bırakarak. Ve ben ilk kez yaşıtımdaki  bir arkadaşımın göçtüğüne tanık oldum...

     Hayat bu kadar kısa işte…Bir varmış, bir yokmuş misali, masal gibi…

Mekanı cennet olsun. Allah Rahmet Eylesin…Geride kalanlara Sabır versin…

 

23.11.2015

Bayram Türkmez

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
3 + 3 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.