Gölbaşı :
z     z
11 Kasım 2015, 00:50
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Gölbaşılılar Türkçe'yi gelecek kuşaklara böyle...

“Vatanseverler olarak, Türkçe'yi yok ederken, Kürtçeyi koruyup, geliştiriyoruz...”

Gölbaşılılar Türkçe'yi gelecek kuşaklara böyle...

 

     Sosyal Medya ya milliyetçileri de, milliyetsizleri de mahkum ettiler!  Nasıl mı?

 

      Gölbaşılı birçok siyasetçi, sivil toplum örgüt temsilcisi ya da yöneticilerin çoğunun  sosyal medya denilen bilişim ağı'nda  isimlerine açılan hesapları var… Aslında çok güzel bir hizmet insanların düşüncelerini rahat rahat anlatabileceği, yazabileceği bir ortam…Nitekim de öyle oluyor ve  insan kendi kimliğini ortaya koyabiliyor…

 

  Ben yıllardan beri mevcut sosyal medya hesaplarının hepsinden şikayetçiyim…Facebook, Tıwıtter başta olmak üzere merkezi  başka ülkelere bağlı hizmet üreten bu sosyal paylaşım sitelerini  eleştiririm Türkiye merkezli neden yok diye!.. Ben Türkçe'ye  aşığım zaten başkada birşey bilmem… Gölbaşı Gazetemizin logosu da “Türkçe Düşün, Türkçe Konuş, Türkçe Yaz ” olup,  aklımın erdiği, gücümün yettiği kadar Türkçe’yi konuşmaya ve de korumaya çalışıyorum…

 

Milliyetçiyim, Ülkücüyüm, Ulusalcıyım, Vatanseverim, Milletseverim…diyen kim olursa olsun öncelikle ortak  iletişim kaynağımız,  geçmişin geleceğe taşınmasında olmazsa olmazı olan Türkçe’yi koruması ve yaşatması gerekiyor…Zira,  Türkçe konuşan birçok kardeş devlet ve topluluklarda var…Bugün Azerbeycan televizyonunu açın en az yüzde 70’ini anlarsınız konuşmaların, Ya da Yavru vatan Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde,  Ya da Irak’ta bulunan, Suriye de bulunan Türkmen kardeşlerimizle, Balkanlarda, Kafkasya da,   Ya da Dünyanın en uç noktasına da gitseniz mutlaka bulacağınız bir Türk kabilesinde en az birkaç cümlenin bile ortak kullanışını görmek çok güçlü bağların olduğunun göstergesidir… Onun için bu bilinçle Türkçe aşığıyım…Ve  Türkçe’nin dünyanın en kolay anlaşılan ve yazılan dili olduğuna inanırım. Okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan, sesli ve sessiz harfleri yan yana yazılan bir dil..Ve yine her şeyi Türkçeleştirmek te  bu nedenle kolay…

 

Bugün yabancı kökenli diye bildiğimiz birçok kelimeyi yazıldığı gibi okuyup, okunduğu gibi yazarsak Türkçeleştirmenin de yolunu açmış oluruz, nitekim, insanın evrimi, değişimi yada tekamülü gibi  kelimelerinde evrimi, değişimi, tekamülü var…Eğer ki,  ırkçılık yapanlar gibi illaki bu kelimenin kökü yabancı dersek , aynı şekilde insanın ırk köküne de bakmayla aynı kalır ki, bu da zayıflıklara neden olur.  "Toplumun ortak kabul ettiği" yabancı kökenli kelimeleri de Türkçeleşmiş kabul ederek  söylüyoruz...

 

   Türkçemizi,  evrensel diller arasına kazandırmak  milliyetçiyim, ulusalcıyım, vatanseverim…vs. diyerek millet sevgisini içinde tutan, dışına vuran tüm insanlarımızın olmazsa olmaz görevidir. Altını çizerek GÖREVİ diyorum, yoksa tüm bu vasıfların önünde kocaman bir “SAHTE” kelimesi koyarak söylemek yerinde olur.

 

      Çoğumuz köylerden çıkıp geldik şehir hayatında yaşamaya başladık. Ben de Çorum Alaca’daki köyden 50 yıl önce çıkıp gelmişim Gölbaşı’na…Hatırlıyorum, Çorum’da kullandığımız birçok kelimeyi burada unuttuk ancak o unuttuğumuz kelimeleri bakıyorum kimi zaman Azarbeycan Televizyonunda dinliyorum, kimi zaman Irak’tan yayın yapan Türkmeneli Televizyonundan  ya da Suriye’den gelen bir Türkmen’den, veyahut ta Türkiye’nin en uç köşesindeki köyde yaşayan insanlarımızdan duyduğumda tamam diyorum. İşte bu "benim insanım, benim tarihim, benim gücüm"…diyorum herkes gibi...

 

Bazen bunu kültürel  bir şifre olarak alıyorum, bazen tüm cümlenin anahtarı olarak geçiyor,  geçmişimi,  özümü görüyorum ve bir özgüven geliyor…İşte bu benim diyorum.

 

  “Ne yapıyon Heri” dediğimde biliyorum ki, bu “Heri” kelimesini en başta Çorumlular kullanır, köydeyken kullandğımız yemek yerine “aş” kelimesini başkasından duymak bir sıcaklık veriyor… "Omaç yiyelim mi" dediğimde bunu en başta Çorumlular ve Yozgatlılar bilir... “anne” yerine “ana” "aba" derdik çocukluğumuzda, Nenelerimiz,  ebeleriz  vardı…Şehir hayatında  bunlar pek kullanılmıyor…Ancak, ben Azerbeycan’a, ya da başka bir Kardeş Türk Devletine ya da topluğuğuna gittiğimde bu kelimelerin birisini duyduğum da müthiş bir bağım olduğunu, onlarla ortak bir geçmişim olduğunu göreceğim, bileceğim ve  özümü gücünü hissedeceğim...Yeter ki geçmişten bir kelime dahi taşıyabilelim çok önemlidir, onun için her kelimeyi korumak ve yaşatmakta çok çok önemlidir.

 

Veyahut ta “Toplu dan bakıyorum” derken o “toplu”nun bir “pencere” olduğunu ancak ikimizin bilmesi de geçmişte bir bağ olduğunu ispatı ya da merdiven yerine “badal” demek,  geçen yıl yerine “bıldır” demek,  Abi yerine “ebiş” demek, "gobel" deyince "yetim, kimsesiz"...anlamında olduğunu Çorumlular hemen bilir, Ya da kadına  “ne yapıyon gı(z)” erkeğe  “ne yapıyon la”  diyerek birbirlerine olan samimiyetin ve bağlılığın gücünü  anlattığı gibi, saf enerjilerini birbirlerine güçlü şekilde alıp verdiklerini yansıtır...Ancak, şehir hayatında gelince tabi bu “gı(z)” ve “la”kelimeleri kimilerine göre sanki hakaretmiş gibi yorumlanıyor! Köydeyken "Pinnik" derdik, tavuk kümesine ancak şehirde kullanan yok...

 

Hatta, ben hatırlıyorum, bizim köyde de, çevre köylerde de bazı güzel kızlara “Dilber  hatta "Yosma…” gibi isim  verirlerdi. Türkçe olan bu kelimeler “güzel” anlamını taşıyordu, ancak şehir hayatı bu isimleri de defolu yaptı.  Sanki, “kötü gözle bakılan bir kadın” çağrışımını içimize soktu…"bu ip çok gayım " denilir di, buradaki "gayım' "sağlam" anlamındaydı...  Çünkü, şehrin kirlenmişliğinden nasibini alan insanlar,  bu saf, güzel kelimeleri  kendi pislikleriyle kirletti, Türkçe’nin özünü de yok etti…"Tavatır" derken, güzel, mükemmel anlamında  kullandığımızı bilirdik, "Döşşek" derken şehire geldik "yatak" demeye başladık ortak dilde...Ya da Banyo yapmak yerine "Çimmek"ten bahsederdik...

 

   Kültürümüzü yaşatma, tarihimizi gelecek kuşaklara aktarma, bağlarımızı koparmama adına her kelime tek başına da çok önemlidir...Yukarıda saydım eskiden kullanılan birçok kelime  "Toplu", "Badal", "Çimmek","Pinnik", "Omaç", "Gayım", "Döşek" "Gobel",  "Bıldır",  "Tavatır",  "aba",  "ebiş" , "Omaç", "Ebe", "Nene"...vb. eskiden köylerde kullanılan bu kelimeleri  en az 0-30 yaş gurubu gençlerimiz  bilmez. Bilmediği için de ister ülke içinde, ister ülke dışında bu kelimelerden birini  kullananları gördüğünde,  kendi kültürünün bir parçası olduğunu bilmez, bilemez ve kendi kültürünü, dilini  böyle yok ederek zayıf düşen   köksüz bir ağaca benzer...

 

    Oysaki köyde de, şehirde de kullanılan  aynı gibi görünen  kelimeler arasında  anlam farkları vardı, Türk Dil Kurumu malesef her zaman olduğu gibi bu konu da da sınıfta kaldı.

 

  Günümüzde medya tarafından da kullanılan "Protokol" yani, (Protokol, sözleşme, anlaşma olarakta geçiyor) halkın, devletin, siyasi ve sosyal kesimlerin temsilcilerinin bir arada bulunması olayı,  Yani, bu yabancı kökenli "protokol" kelimesini kamu kurumları bile kullanıyor, ben de inatla protokol demiyorum da "temsil heyeti" diyorum zira, halkı, devleti, siyasi ve STK temsilciileri bir arada olunca bir "temsil heyeti" halini alıyor.  Halk dili bu ancak bazı basın mensuplarına bakıyoruz sırf gıcıklığına gözümüzün içine soka soka "Protokol" diye yazıyor...Daha önce de çok kez yazdım, bir kimliğin kayboluyor ilan vereceksin halk dili Türkçe belli ya "kayıp" dersin, ya "yitik" dersin ancak tutupta yabancı kökenli "Zayi" (ortak dil oldu)  yazılınca yine Türkçe'ye zarar veriyorsun...Aslında toplumun geleceğine, geçmişine, kimliğine, kültürel mirasına... zarar veriyor farkında değil...Çok böyle örnekleri..

 

Ve bu Türkçe konusunun önemini sosyal medya üzerinden, milliyetçiyim, ulusalcıyım, vatanseverim, milletseverim, Atatürkçüyüm …diyen insanlarımız bugüne kadar ilgili ve yetkilililere neden “Türkiye merkezli, dünyanın her ülkesine, her dilinde ulaşan  milli ve yerli bir TÜRK MARKASI yok."diye sormuyor...

 

      O kadar bilişim uzmanı var, o kadar üniversite var, o kadar devletimiz yerli ve millici siyaset üretiyor da neden sosyal medya da TÜRKÇE isimli bir MARKA yok…Neden Facebook’a, Tıwıttır’a  bu vatanseverler mahkum ediliyor… Zira Tiwittır’a baktığın zaman zaten “W” alfebe de zorunlu olmamasına rağmen, burada zorunlu kullanım haline  getiriliyor/alıştırılıyor...Facebook’a baktığınızda zaten giriş sayfasının altında olan Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi dili olan Türkçe’nin yanında Kürdi “Kurmanci” dilininde aynı katagoride yer aldığını görüyoruz…Dünya da bir yerlerde  kürt devleti resmen kuruldu mu!

 

Kürtçe dilinin yaygınlaştırılması ve korunması için Facebook böyle bir hizmeti veriyor. Aynı hizmeti Türkçe içinde veriyor ve bu ve benzeri sosyal medyaları milliyetçiler, ulusalcılar, ülkücüler, vatanseverler …kullanmak zorunda kalıyor!

 

VE bundan rahatsız  olunmadığı da ortada onun içinde gelecekte aynı toprakları paylaştığımız kürt kardeşlerimizin en başta dilini el birliğiyle koruduğumuz ortadadır…

Zira, Kürtlerin bir devleti olmadan bu dilin kullanımı sağlanıyorsa bugün seslendirilen  birçok tepkiyi aslında,  düşüncelerimizde, zihinlerimizde  yersizliğini de oluşturmuşuz. Bu durum başka neyi açıklayabilir ki!

 

    Yani, yakın bir zamanda en  başta Kuzey Irak’ta kurulan, birçok vatanseverin ağzına bile almaya çekindiği, söyleyenlere de tepki gösterdiği    “Kürdistan” adıyla anılan  bölgenin resmi olmayan tanımından başka bir şey değildir…Ben de zaten biran önce resmen  tanınmasından yanayım!

 

Ve…Kürt dilini destekleyerek  gelecekte Kuzey Irak'ta! resmen tanınacak olan  Kürdistan’ı desteklediğinin bir göstergesidir.  Facebook’ta vatanseverler yerini alarak,  bu sosyal medya ya güç kazandırmaları bunun işaretidir!

 

     Hatta, internette yeni bir sosyal paylaşım merkezi oluşturulmuş. http://tr.nametests.comisimli sosyal paylaşım sitesi  bana göre tamamen Türkçe düşmanı, Türk düşmanı gibi programlanmış. Size, isminizin ne anlama geldiğini ve kökenini sunuyor...İşin ilginç yanı hangi ismi yazarsanız yazın güzel anlamlar sunuyor ancak  Türkçe kökenli hiçbir isme rastlayamıyorsunuz. Ya ibranice, ya Yunanca, ya Arapça... Nerdeyse hiç Türkçe köken yok...Bu kasıtlı, yanıltıcı, yanlış, yanlı.... yapılan bir dijital proje olduğu için eleştiriyorum...

  Yani, Türklerin bir kökeni, bir tarihi, bir dili ...yok anlamında özel çabayla  bir site oluşturulmuş, çok özel çalışılmış ve sosyal paylaşım sitelerinde dolaşıp duruyor...Düşünün birde, isimlerimizin kökenin hep türkçe olduğunu yazan bir sosyal paylaşım sitesi olsaydı ne olurdu?

 

        Şimdi bu durumu başka nasıl izah edeceğiz…Sonucun da, insanların düşüncelerini dışa vuran, sosyal bir yaşam alanı oluşturan ve bu sosyal medyaların iletişimde ne kadar etkili, verimli ve de yararlı olduğunu da göz ardı edemeyiz…İnsanları biraz daha özgürleştiriyor düşüncelerinde,  ilişkilerini güçlendiriyor,  tanıma, anlama fırsatı veriyor…Bu yönüyle çok cazip olup,  yok saymakta yaşadığın çevreden kopmak gibi bir şey sanırım… Onun için bu sosyal medya da hesabı olanları eleştirmiyorum.

 

Eleştirdiğim,  Türkçe’yi  evrensel dillere taşımak için bu tür iletişim araçları bir fırsat çıkarıyor karşımıza ancak hiçbir siyasi, yetkili  ya da akademisyen bu konularda    çalışma yapmamış…Türkçe bir sosyal ağımız olsaydı da adı da “KAĞAN”, “BİLGE”, “GÖKTÜRK” “GEZGİN”… ya da başka bir kelime ile Türk tarihini çağrıştırarak,  internet dünyasında yerini alsaydı  dünya insanlarını içinde buluşturması güzel olmazmıydı!

 

      Ülkemiz vatansever kaynıyor. Ülkemizde yaşayan insanların yüzde 95'i vatanseverdir. Kimi bu duygusunu "Ya Allah, Bismillah, Allah-u Ekber.." diye dile getiriyor,  ya da "Şehitler ölmez, vatan bölünmez.." diye dile getiriyor,  kimileri  yerlicilik ve millicilik budur diye siyaset dersi veriyor, kimisi Atatürk'ü rehber aldığını belirtip rozetini taşıyıp, resmini duvara asıyor, kimisi milliyetçilik üzerine dersler veriyor, kimisi ülkücüyüm diyor, kimisi ulusalcıyım diyor, kimisi muhafazakar milliyetçiyim diyor vs.vs...

 

    Ve görüyoruz; Türklerin yüzyıllar boyu bugünlere gelen kültürel mirası olan Türkçe yavaş, yavaş (tek tek) yok olmaya yüz tutarken,  Kürt kökenli kardeşlerimizin dilini korumak ve geliştirmek için  uluslararası girişimle de hep birlikte destek veriyoruz... Bunda bir terslik var diyenler olabilirse, yanlış yazdığımı düşünen olursa da,  yukarıda örneğini verdiğim  sosyal paylaşım sitelerine  bakmasını ve çocukluk yıllarını düşünmesini de isterim...

 

   Yani, ülkemizde bu kadar vatansever insan var,  ancak Türkçemizi bir türlü kuşaktan kuşağa aktaramama sıkıntısı çekiyoruz, sosyal paylaşım sitelerinde koruyup geliştiremiyoruz ve evrensel değerler (diller)  arasına taşımak için hiçbir girişimimiz olmuyor!

 

   Bunun adını da siz koyun, benim söyleyecek başka sözüm yok...

 

Selam ve saygılarımla

11.11.2015

Bayram Türkmez

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
3 + 5 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.