Gölbaşı :
z     z
01 Ekim 2015, 15:41
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Gölbaşı'nda Neler Oluyor!

Gölbaşı'nda Neler Oluyor!

 

Umudumuz hiç bitmeyecek...

 

     Gölbaşı’nın önemli değerlerinden olan Mogan Gölü’nde son zamanlarda meydana gelen balık ölümleri bir çevre felaketinin habercisi olup,   yıllardan beri gündemde olan göl suyu kirliliği için artık sözün bittiği yerdeyiz.

 

  Çünkü, en son sözü 7 Haziran seçimlerinden önce ilçemizi ziyaret eden Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan söylemiş ve göl kirliliğinin giderilmesi için bütçe ayrıldığını belirtmiştir. Zaten, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu söyleminden önce de,  ilgili bakanlıklar,  Büyükşehir Belediyesi, ilgili kurumlar ve Gölbaşı Belediyesi arasında bir sözleşme imzalandı çünkü,  Mogan Gölü çevresindeki kirliliğe neden olan etkenler ortadan kaldırılacaktı.

 

    Onun için bu çalışmaların ve sözlerin üstüne söz söylemeye gerek yok.  Yani, sözün bittiği yerdeyiz.

 

    İlçemizin emektar muhabiri/gazetecisi Çiğdem Şirin önemli bir habercilik olayına imza attı ve ilçedeki o kadar muhabir ve gazete temsilcilerinin göremediği bu çevre felaketini İHA aracılığı ile gündeme taşıdı.  Yani, ilçemizin bu ciddi sorununu ulusal gazete boyutuna taşıdı, dolayısıyla da yerel sorunumuzu en üst tepedeki yöneticilere tekrar duyurdu.  Kendisini  bu başarılı çalışmasından dolayı tebrik ederim.

 

   Mogan Gölü sorunu ne kadar gündeme gelirse aslında Gölbaşı’ndaki yöneticilerin işleri o kadar kolaylaşacaktır.

 

    Bizim yöneticilerin zihniyeti itibarıyla; sorunları en üst seviye ye taşırken halkın desteğini almak olmadığı için,  yerel sorunların gazetelerde çıkmasından rahatsız oldukları için,   ayrıca  mensubu olduğu hükümet yöneticilerine olumsuz yansımamak için eleştirilere tahammülü yok.

 

      Ancak, olan Gölbaşı’na oluyor.  Bu bir yönetim şeklidir.  Her yiğidin bir yoğurt yiyişi varsa, bu yönetiminde yoğurt yiyişi böyledir. Yapacak bir şey yok bizlerin, ancak muhalefet parti temsilcilerinin yapacak çok şeyleri var. Muhalefet temsilcileri, meclis üyeleri o kadar sessiz duruyorlar ki,  nerdeyse “Aranıyor” ilanı vereceğiz diyen vatandaşlar hergeçen gün artıyor…

 

     Neyse,  Mogan’daki bu son balık ölümlerinin gündeme gelmesiyle birlikte Belediye Başkanı Fatih Duruay TRT’de bir açıklama yaparak, “Mogan Gölü eski günlerine kavuşacak..” dedi. Gerçi 6 aydan beri Konya Yolu üzerindeki üst geçitte de asılı  Mogan Gölü’yle ilgili umut veren kocaman afiş halen güncelliğini koruyor…

 

     Diğer taraftan Başkan Fatih Duruay’ı destekleyen bazı gazeteler yazıyor: “Başkan Duruay’ın gayretleri sonuç verdi, Mogan Gölü’ne su verildi…” diye, aslında Başkan Duruay’a  olumsuz yansıyor bu tür haberler.    “Madem, Başkan Fatih Duruay’ın böyle bir  gücü vardı, neden balıkların ölmesini bekledi,  Mogan Gölü kokmadan,  gölün üstü yosunlaşmadan, balıklar ölmeden önce niye bu gayreti göstermedi?” diye yapılan haberlerin açılımı böyle ortaya çıkıyor..

 

Aslında   “güzel olacak” sözünü Gölbaşılılar 20 yıldan beri dinliyor, duyuyor ve yazıyor. Yeni bir şey değil. 20 yıldan beri yerel siyasetçiler dinliyor, Belediye yöneticileri dinliyor, yerel basın dinliyor …Bugüne kadar yapılanda ortada işte, bundan sonraki de artık  fakirin ekmeği umut misali bekleyeceğiz heralde…

 

   Diğer önemli bir sorunumuz var. Yine yıllardır Gölbaşı’nın derdi olan Konya Yolu’nun iki yakasının bir araya getirilmesi olayı var. Büyükşehir Belediyesi anket yaptı, anketten viyadük çıktı dediler, oysaki Gölbaşılılar altgeçit o olmazsa, yolu sıfırlama istedi... Zemin etüdü yapılmıştı,  Belediye Eski Başkanı Abdulnasır Haşlak döneminde altgeçit yapılacaktı kendi meclisinden onay alamamıştı. Bir ara yetki karmaşası yaşayan siyasetçiler belli ki artık bunları gündeme taşımaktan haklı olarak yoruldu.

 

Çünkü, bu projeye en çok Büyükşehir Belediyesi sahip çıkmıştı,  Gökçek söz vermişti ancak ne olduysa birtürlü olmadı. Daha sonra Karayolları Genel Müdürlüğü ile görüşmeler yapıldı filan derken şimdi yeniden gündeme geliyor.

 

Bakıyoruz, bazı gazeteler yine “Gölbaşı’nın beklediği proje hayata geçiyor..” başlıklı umut veren bir haber veriyor. Bir çok siyasetçi ve gazeteci inanmıyor artık zaten buranın projesinin başlayıp bitirileceğine ki sessiz kalmayı tercih ediyor…

 

  Daha aslında yapılacak, edilecek birçok proje var.  Seçimlerde verilen sözleri hiç gündeme dahi taşımak istemiyorum şimdilik çünkü daha hiçbirisi gündem de dahi yok.  O kadar bakan geldi, o kadar milletvekili dinledi. O kadar seçim sözleri verdiler  ancak hiçbiri halen gündem de değil.

 

    Gölbaşılılar bekliyor, bekliyor, bekliyor…beklerken de umut ediyor…

 

    Siyasetçiye düşen ise sadece umut vermek kalıyor… Göl kurtarılacak,  Konya Yolu’nun iki yakası bir araya getirilecek ve….

Yapılacak, yapılacak,  yapılacak…

 

   Yeni umutlarımız hayırlı olsun….

 

///                         ///                               ///

 

BELEDİYE BİRİMLERİNDE YENİ SERVİSLERE İHTİYAÇ VAR…

 

    Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih Duruay arkadaşıma buradan sesleniyorum.   Bunu yıllarca da yazdım, söyledim bari yapmak sana nasip olsun. Geçen gün de yine GÖL-DER Başkan Yardımcısı Hakan Halil Ayan dillendirdi.

 

  Gölbaşı’nın en önemli 3 değeri var. Mogan ve Eymir Gölü,  Sevgi Çiçeği ve Andezit taşı… Bu değerlerle ilgili 3 ayrı izleme ve değerlendirme servisi oluştur.  Servise konularının birer uzmanını görevlendir.  Artık, diğer değerlerimizle ilgili de çalışmalar yapılabilir.  Adına şenlikler yaptığımız, (Bu sene iptal) bunlar,  Gölbaşı’na değer katan unsurlardır.

 

   Artık, Kent Konseyi’nden bahsetmiyorum. Anlaşıldı ki, belediye bünyesinde bu kent konseyi yürütülemiyor, siyaset etkisini gösteriyor ve amacına ulaşamıyor. En önemli unsurda altyapı şartlarını oluşturamamış olması sanırım.

 

///                                         ///                                             ///

 

KARDEŞLİK PROJEMİZİ NASIL GERÇEKLEŞTİRECEĞİZ!

 

 PKK terör örgütü tarafından şehit edilen askerimiz, polislerimiz için verdiğimiz “her eve bayrak” tepkisi amacına ulaştımı bilemem ancak,  yine bazı yerel internet gazeteleri ilçemizde teşkilat açan HDP’nin teşkilatı kapatma haberini öyle bir veriyor ki, “sanki bir şeyin intikamı alınıyormuş, bu HDP’lilerde korkup kaçmış..” gibi, bir öcü!  gibi yansıtmış…

 

Birlik ve kardeşlik duygusunun gereği olarak aslında yapılan hareketlerin ne kadar yanlış olduğunu görüyorum.

 

 HDP ilçemizde parti teşkilatı açıp, siyaset yapmaya çalışıyorsa tabiî ki anayasal hakkını kullanıyordur. Yasaldır.  İlçe siyasi ve STK temsilcileri ayrı ayrı bu teşkilat yöneticilerini ziyaret etmeliydi. Tanışmalılar, tanımalıydılar. Sormalıydılar;  “neden siyaset yaptıklarını,  siyasi mücaledeyi ne için verdiklerini, diğer olumsuz! konuşmaları olan bazı HDP yöneticileri hakkında ne düşündükleri, ya da Türk Bayrağı’nı teşkilat olarak bakışlarını,  Parti amaçlarının ne olduğunun öğrenilmesi gibi  gibi birçok soruları da kendilerine sorma/görme  fırsatı bularak,  hoşgörü ve sevgi kenti Gölbaşı’na yakışır kaynaşma ve yakınlaşmak için  ziyaretler yerinde olurdu.

 

Oysa, biz hemen yok etme taraftarıyız! gibi bir yansıma gerçekleşiyor. Türklerle, Kürtlerin bir sorunu yoktur. Sorun PKK iledir.  Bir zamanlar dağa çıkmasınlar, TBMM de siyaset yapsınlar! Politikası uygulanırdı, şimdi siyaset yapmak isteyenleri uzaklaştıran bir el var. Bu da bizlerin kardeşliğine ve siyasetine zarardan başka bir şey değil.

 

Atalarımızın bir sözü var. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” diye,  Gölbaşı’ndan bile HDP’ye binlerce oy çıkıyor.  Demek ki, bu oylar senin, benim, onun…komşusu. Gölbaşı’ndaki bu oylar başka yerden gelmiyor. Demek ki HDP’yi destekleyen komşularımız var. Ne yapacağız bu komşularımızı, nasıl anlayacağız, nasıl kucaklayacağız?

 

Yoksa, birbirimizle ömür boyu küs durup,  hatta,  kırdırmak isteyenlere fırsat mı vereceğiz!

 

  Her bölgede olduğu gibi ilçemizde de, siyasi ve sosyal yöneticileri çok önemlidir, yaptıklarıyla, konuştuklarıyla  önemli yansımalar yapmaktalar toplumsal geleceğimizin de kaderini çizmektedirler.  Onun için de vebal büyük…

 

Bu arada aklıma gelmişken belki faydası olursa, yaklaşık 2 yıl önce Gölbaşı Belediyesi’ne bir proje taslağı sunmuştum “Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır…” diye bu proje taslağını bir gözden geçirebilir, eksik varsa tamamlar, fazla varsa çıkarır belki uygulamaya koyabilirsiniz.

 

   Kaybolduğunu da sanmıyorum,  genel evrak kayıtlarından da nerede olduğu görülebilecektir.

 

///                               ///                              ///

 

 

   Bazı siyasetçiler Bozkırın tezenesi, halk ozanı rahmetli Neşet Ertaş’ın ölümünün 3. Yılını anıyor.  Bazı gazetecilerimizde bu anmaların  haberlerini vererek,  böyle kuru kuru  anlamaların çok önemli olduğunu!  yansıtıyor. Ancak, eserlerinden kimse bahsetmiyor, söylemiyor, söyletmiyor... Büyük halk ozanı Neşet Ertaş için  bazı  Belediyeler  ismini bir parka vererek yaşatıyor…

 

          Ancak, eserlerinin yaşatılması için bir çaba sarfedilmiyor. Neşet Ertaş’ı sevmek eserlerini sevmek, eserlerini anlatmak, eserlerini yaşatmaktır. Bozlaklarını yaşatmaktır. Gölbaşı Şenliği deyince aklına sadece " oyun havalarıyla, davul zurnayla oynamak" gelenler aynı zamanda Neşet Ertaş’ı anarken bozlaklarını da, Ağıtlarını da hatırlamalı, söylemeli, söyletmeli ki acılarımızı ve kederlerimizi de paylaşabilelim…Aynı, zamanda Türk Kültürünün nesilden nesile aktarılmasına katkı verilsin...

 

Kuru kuru “saygıyla anıyorum” diye ilan verip, haber yapmakla olmuyor yaşatmak,  anarken, eserlerini yok etmeyelim bu değerlerin…

 

///                                     ///                                         ///

 

  Gölbaşı Esnaflar Odası Eski Başkanı,  "Köyden Kente Gölbaşı, " ve " Endemik, Gölbaşı Sevgi Çiçeği"... kitabının yazarı  Hulusi Gürpınar kalp kapakçığı  ameliyatı oldu.  Hastane de tedavisi süren Hulusi Gürpınar’ın ameliyatının başarılı geçtiğini öğrendim. Kendisine acil şifalar diler, sağlığına biran önce kavuşmasını dilerim...

 

Ayrıca;

 

       Kamuya hizmet eden, kamu yararı gözeterek haber üreten, objektif duruş sergileyen  tüm gazetelere ve gazetecilere  her türlü  saldırıyı ve  baskıyı kınadığımız gibi,  Hürriyet Gazetesi köşe yazarı, meslektaşımız, hemşehrimiz  Ahmet Hakan'a yapılan saldırıyı yapanları ve yaptıranları da  kınıyorum. Ahmet Hakan'a geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. (Bayram Türkmez-01.10.2015)

RamboDortmund ~ 02 Ekim 2015, 08:19

Bir Gazetecinin basarisi , baska bir yorum yapani dinlemek ve cevap vermek budur Gazetecilik anlayisi gerisi muhalak

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
5 + 3 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.