Gölbaşı :
z     z
31 Ağustos 2015, 00:20
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Gölbaşı'nın siyasetçileri neler yapıyor!

“Hangi değeri yaşatıp, hangisini marka haline getirdiler!”

Gölbaşı'nın siyasetçileri neler yapıyor!

 

Gölbaşı’nın siyasetçileri  hangi markayı ilçeye kazandırmıştır acaba bilen var mı!

 

       Gölbaşı’nı değerlendiren  Göller, Andezit ve Sevgi Çiçeği başta olmak üzere ilçedeki günübirlik sportif ve sosyal tesisleri,  düğün salonları, yüzme havuzları,  doğal yaşam alanlarının  halen tam olarak bozulmaması,  İlçede ikamet eden ünlü siyasetçi, asker, bürokrat ya da sanatçıların bulunması gibi değerlerin hepsi Gölbaşı’nı marka yapmaya yetiyor…

 

   Yani, Gölbaşı’nı sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin de markası olabilecek değerlere sahip iken, siyaset yapanların bu markalaşma ya hiçbir katkısı olmadığı gözleniyor…

 

       Gölbaşılı siyasetçiler, Göl sorunu bizi aşıyor! Bütçemiz yok! Yaptırım gücümüz yok! Yetkimiz yok! diye Mogan Gölü’nden uzak duruyor…Andezit taşı var, adına şenlikler yapılan…Bu taşla ilgili de başta Bayburtlu işletmeciler olmak üzere kurdukları dernekle kendileri ilgileniyorlar, tamamen özel teşebbüs olmuş, 20-30 kişini ticari kazancı olarak bakılıyor! Ve siyasiler ve kamu yöneticileri sanata dönüşterecek vd. hiçbir çalışma yapılmamış…Yine en büyük değerlerimizden birisi de Prof.Dr.Ayşe Boşgelmez hocamızın emekleriyle keşfedilen ve ismi duyurulan “Gölbaşı Sevgi Çiçeği” var. Son birkaç yıldan beri yok olmaya yüz tutmuş, Çoğu siyasinin yetiştiği yeri bile bilemediği bu değer hiçbir zaman  siyasetçilerin ilgisini çekmemiştir.

 

Artık, Ankara’nın olimpik!, yarı olimpik vs. en fazla yüzme havuzlarının bulunduğu ilçe,  Ankara’nın en çok düğün salonlarının bulunduğu bir ilçe,  Spor tesisleri, At’çılık kulüpleri ve çiftliklerinin bulunduğu bir ilçe,  Merkez dışı mahallelerdeki kadastro  planlarındaki bağ yerleri atıl durumda bekletiliyor.( Halen bakir olarak her mahalle olan köyde bulunan, Hobi bahçeleri adı altındaki arazilerdeki talanlar, kaçak yapılaşmaların yıllarca önüne geçilmedi,)

Ve ilçenin ünlüleri, kurum ve kuruluşları....hepsi ayrı ayrı birer marka…

 

Tüm bunlara rağmen Gölbaşı bırakın Ankara’yı, Türkiye’nin marka kenti olmalı ancak nedense markaları hergeçen gün yok  oluyor…

 

  Mogan Gölü’nden gelen kokular, son dönemdeki balık ölümleri gölün cazibesini azaltıyor, Sevgi Çiçeğimiz hergeçen gün yok oldu,  çiçek bahçesi gibi binlerce açarken,  artık  tek tük yetişiyor, Andezit taşı derseniz zaten onun da rezervi tükendi, taş  işletmecileri son yıllarda artık taşları da başka illerden getirmeye başladı. Yani, taşı sanata dönüştüremeyince çok hızlı tükettik…

 

  Gölbaşı’nın diğer değerleri de ancak vatandaşlar  kendi olanaklarıyla  kıymetlendiriyor. Bunların başında sportif ve sosyal tesisler, düğün salonları, yüzme havuzları  vs. bu işletmeler tamamen işletme sahiplerinin kendi çabalarıyla gelişiyor…Ve geri kalan değerlerde yine kendi kendine oluşan, markalaşan unsurlar olup, başta siyasiler olmak üzere,  yerel yönetimin hiçbir katkısı görünmüyor…

 

Durum bu olup, neden böyle oluyor? Bu durum yeni bir şey değil,  son 20 yıldan beri ele alırsak hep aynı düzen, hep aynı siyasi anlayış, hep aynı hizmete bakış, hep aynı kafa!..

 

İLİM VE SANAT TAKDİR EDİLMEDİĞİ YERDEN GÖÇ EDER. (İbn-i Sina)

 

   Mogan Şiir Akşamları vardı, ne oldu? İlçemizde ikamet eden yerel ve ulusal ünlü sanatçıların kaynaştığı, hatta Türkiye geneline kadar büyütmeyi düşündükleri Mogan Şiir Akşamları…hangi siyasetçi destekleyerek büyüttü…

 

    Gölbaşı’nda emek veren birkaç gazetecinin yaptıklarını, yazdıklarını söylemiyorum bile, GÖLDER gibi ilçenin tek bağımsız Sivil Toplum Örgütü’nün ne kadar yalnız bırakıldığı, siyasilerin öcü! gibi gördüğü,  kamu projeleriyle desteklenmediğini  de artık söylemekten bıktım…

 

Ancak, bir şey var ki, bunu yerel  siyaset yapanların, (iktidar-muhalefet)  ilçe yöneticilerinden, belediye meclis üyelerine ve yerel yöneticiyim diyenlere kadar hepsine haykırıyorum..

                                       

HULUSİ GÜRPINAR’IN YAZDIĞI KİTAPLARI SİYASETÇİLERİN ÇOĞUNUN OKUMADIĞINI DÜŞÜNÜYORUM, ŞAYET OKUYUPTA SESSİZ KALIYORSA DA YAZIKLAR OLSUN!

 

Siz hiç Gölbaşı Esnaflar Odası Eski Başkanı Hulusi Gürpınar’ın 2012 ve 2013 yıllarında ayrı ayrı  Gölbaşı’nın değerleri üzerine yazmış olduğu kitabı okudunuz mu…

 

Sevgi Çiçeği’nin hikayesini, tarihçesini, neler yapıldığını ve neler yapılması gerektiğini anlatan “Zeynep ile Mehmet’in aşkı” “Endemik” Gölbaşı Sevgi Çiçeği isimli kitabını birçok siyasetçinin okuduğunu sanmıyorum. Eğer, okudum deyipte, bu değerin korunması için bir şey yapmadıysa da yazıklar olsun, ne deyim. Çünkü, bu kitapta her şey var.

 

Yine, bir kitabı daha, İlçenin tarihi üzerine, belediyenin kuruluşu üzerine olup, İlk Kurucu Başkan Bekir Gönenç’in anılarıyla şiirlerini yazıyor. (Dönemin Belediye Başkanı Yakup Odabaşı'nın destekleriyle bu kitaplar yazıldı)

 

Gölbaşı için üretilmiş çok değerli 2 kitap,  bu kitapların  ortaya çıkmasında emek harcamış olan Hulusi Gürpınar, ilçenin gelmiş geçmiş çok önemli bir sosyal insanı olup,  bugün kendisinden hiçbir şekilde yararlanılmıyor. Herkes gibi onu da küstürdüler sanırım.

 

İlçenin değeri olan Sevgi Çiçeği hakkındaki diğer bir kitap yine Sevgi Çiçeği’nin annesi dediğimiz, keşfeden ve ismini duyuran hocamız Prof.Dr.Ayşe Boşgelmez’in ve ekibinin hazırladığı akademik nitelikteki  ansiklopedi kalınlığındaki  bilimsel çalışması… Neler yapıldığı, neler yapılabileceği yazıldı,  yani markalaşması için…

 

Yani, siyasetçilerimiz ya da siyasetçi adayları  bunların hiçbirini görmedi, belki de okumadı bile, tıpkı şu anda benim bu yazılarımı çoğunun okumadığı gibi… Siyasetçilerin çoğu boş boş konuşup, boşuna umut tacirliği yapmaya devam ediyor...Bazı gazetecilerde bunlara çanak tutuyor!

 

Ben en iyisi Yerel Yazar olarak andığımız Hulusi Gürpınar’ın  Sevgi Çiçeği üzerine yazmış olduğu “Zeynep ile Mehmet’in Aşkı” isimli kitaptan bir alıntı yaparak yazımı sonlandırıyım…

 

“Geçmişte Zeynep’le Mehmet’e yapılan yanlışlık ve haksızlıklar bugün de Sevgi Çiçeği’ne yapılmaktadır. Burada Zeynep’le Mehmet’in başına gelenler Sevgi Çiçeği’nin başına gelmesin. Gelin sevgiyi eğemen kılan bu değerlerimize sahip çıkalım, gelecek kuşaklara, görmeleri için aktaralım, Zira, Sevgi Çiçeği’ni görmeden bu dünyadan göç edenler çok şey kaçırmış, bu dünya da hiçbir şey göremeden gitmiş olurlar…

 

    Bu güzellikten nasibini almayanlar oturup, bahtsızlığına ağlasınlar, Renksiz, sevgisiz, ruhsuz, ot kadar bile değeri olmayan bir ömür sürüp: dünya ya bakmadan, görmeden, tatmadan ve hissedip duyamadan gitmiş olacaklardır acınası halde, Yazıklar olsun Karadonlulara. (Hulusi Gürpınar)

 

Açıklama :.(Karadonlu)  Zeynep ve Mehmet’in Aşkı’nı engelleyen, sevgiden nasibini almamış hikayede ki  kötü karekterli adam…

 

               İLÇEMİZİN SİYASETÇİLERİ NELER YAPAR!

 

Ben de ilçemizin siyasetçilerine ve yerel yöneticilerine söylüyorum,  vebaliniz büyük ve ağır, geriye doğru bir bakın hangi siyasetçi, ilçe yöneticisi, meclis üyesi, belediye yöneticisi hangi izi bıraktı? hangi projeyle anılıyor? Gururla, övünçle şunu da kamu adına şunu da yaptım! diyebiliyor mu…

 

Bir Hulusi Gürpınar kadar, bir İsa Ömercan kadar, bir Halis Bozkurt kadar,  Bir Ferruh Sidar Kadar, Bir rahmetli Hikmet Özdemir kadar, Bir M.Turhan Tuncay Kadar, Bir Hamit Hayran... vd. kadar... sorun bakın  bu insanlara, sizlere gururla  neler yaptıklarını  anlatacaklardır? Gölbaşı’na gönüllü olarak neler kattıklarını,  Fikir üretimi ve yansımaları olarak hangi fedakarlıkları gönüllü olarak yaptıklarıyla ilgili çok şeyler söyleyeceklerdir.

 

   Yahutta işletmelerle ilçeye farklı boyutlar kazandıran Aykut Akalın, Hüdavendiğar Emeni  ve diğer sosyal tesislerin sahipleri gibi ve bir-iki  yerel gazetecinin anlatacağı markalaşmaya katkısı olan, fikirleriyle proje üretebilen, sosyal yönleriyle çalışmalar yapan  kaydadeğer birçok hikayeler duyacaksınız...Ya SİZ!

 

    Ya da, Gölbaşı Eski Kaymakamlarından Raşit Zengin’in kaymakamlık amblemine sevgi çiçeği'ni  koyması,  kurumsal  bir eseri olarak kaldı. Artık, diğer kaymakamların neler yaptıklarını  yer yokluğundan saymıyorum bile…

 

   Ya,  siyasetçiler ve yerel yöneticiler sizler neyi gururla anlatacaksınız? Düşündünüz mü hiç, çocuklarınıza, torunlarınıza ya da gelecekte siyaset yapacaksanız halkın karşısında neler anlatacaksınız!   Sizler gönüllü de değilsiniz, zorunlusunuz hizmet üretmek için;   vatandaşın önüne düştünüz, “Biz en iyisini yaparız, hizmeti biz getiririz, sorunlarını çözeriz..” diye sözler vererek seçildiniz.  Ya da  belediye de maaşla yöneticilik yapıyorsunuz, yani bedava değil…Sizlerin övünebileceğiz, geleceğe anlatabileceğiniz hikayeniz var mı!

 

  Yok diyorsanız, aktif siyasetçiler (iktidar-muhalefet)  ve yöneticiler henüz geç kalmış değilsiniz!

 

Selam ve sevgilerimle...

Bayram Türkmez 31.08.2015

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
4 + 1 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.