Gölbaşı :
z     z
14 Şubat 2012, 23:29
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Ferruh SİDAR

A Ş K

A Ş K

A Ş K

Savaşlara, cinayetlere, yoksulluklara, birlikteliklerin bozulmasına, hırsızlıklara,ihanetlere, hastalıklara, intiharlara ve daha pek çok şeylere neden olan aşk,insana dair bilinemeyen şeylerden yalnızca birisidir. Vücut kimyasını alt üsteden bu duyguya ilişkin çok sayıda tanım getirilse de, beynimizin sağ altlobundaki özel bir bölümün ürettiği salgı gibi açıklamalar yapılsa da, nasıl veneden oluştuğu bilinememektedir. Yaşamımızın dingin ya da dalgalı sularındaseyrediyorken, teknemizi aniden kontrolüne alarak bize inanılmaz bir heyecanıyaşattıktan sonra, her hangi bir kaza yaşamamışsak eğer, başlangıç noktasınagetiren nehir gibidir aşk.

            Yaşamımızın neresinde ve nasılkarşılaşacağımızı bilemediğimiz bu karmaşık duyguda hüznün, mutluluğun vecoşkunun aynı anda ve en üst  düzeydeyaşanıyor olması ilginçtir. Bütün değerler alt üst bile olsa, taşkın duygularınverdiği enerji, bütün sorunların, bütün alışkanlıkların, geçmişin ve geleceğinüzerine mavi ışıklarıyla abanarak, yeni bir soluğun oluşmasını sağlar adeta. Budeğişimde, ekonomik ve sosyal kaygılar farklı boyutlarda algılanırken, hiçolmadığı kadar insanların eşit, doğanın olduğundan daha etkileyici ve bütünşarkıların daha yakıcı olduğu, ya da tam tersi gibi bir anlama doğar…

            Uğruna her şeyi yapabileceğimizsevgililerin aslında birer simge olduğunu düşünüyorum. İçinde bulunduğumuzdurumda onların hiçbir etkisi yoktur. Bizi yakıp kavuran şey, nasıl olduğunutespit edemediğimiz duygu patlamasıdır. Çünkü sürecini tamamladıktan sonra, yada bu duygu bizi terk ettikten sonra simgelerin sıradanlaştığına tanık oluruz.Hiçbir açıklaması olmayan aşkta, Âşık Veysel’in “Güzelliğin on para etmez, şubendeki aşk olmasa” dediği gibi, ne bir beğeni, ne de okuduğumuz, işittiğimiz yada tanık olduğumuz saygın ilişkilerdeki gibi uyum söz konusu değildir. Kalıcıolmayan bu duyguya yakalandığımız anda, bizim seçmediğimiz insanların simgeolmasına bir içgüdü ile adeta kilitlenerek, daha sonraki zamanlarda,  “ Ne yapalım gönül bu, ota da konar, b…” da,diye tanım getirmemiz boşuna değildir.” Bu muydu beni mahveden”  adlı şarkının melodileri, sürecini tamamlamış âşıklarınkulaklarında şaşkınlık uyandıracak şekilde neden çınlıyor olsun ki. Çevremizdekarşılaştığımız kimi insanların yanında, anlaşılmaz bir piyasanın içerisindepervasızca yaşayan, adına sanatçı dedikleri; aşk hakkında kitaplar çıkartıp, köşeyazıları yazan bir takım insanların TV’ programlarındaki, her an işittiğimiz aşkailişkin söylem ve tavırları anlaşılabilir cinstendir. Ah aşk, dedikten sonra,sanki bir komut almış gibi gözleri fosforlaşan bu insanlarda, sıradan dediğimizdiğerlerinde olduğu gibi, aşkın verdiği enerji ve heyecanın bağımlılığıgözlenmektedir. Obje olan eski aşk tüketilmiş ve yeni bir aşk beklentisi içinegirilmiştir. Yeniden bu duyguyu yaşamak isteğiyle yanıp tutuşanlar, düzelmesiolanaksız adrenalin tutkunları gibidirler…

            İrademiz dışında gelişen vegenellikle denk düşse de, düşmese de, aklın almadığı yüksek voltajlı bu duygunungeçici olduğunu bilmek işimizi kolaylaştırabilir. Duygu ve düşüncelerimiziolgunlaştırmak gibi bir çabanın içerisinde yoğunlaşarak bu kepaze duygununkıskacından, eğer istiyorsak kurtulabiliriz. Kavuşsak ta, kavuşmasak ta, her neşekilde olursa olsun, bir gün tükenecek olan azgın duyguların bize ve çevremizezarar vermesine engel olabiliriz. Hektor’ un cansız bedenini omuzlarındatutuyorken Priamos’ un arkasındaki dehşet manzarasına benzer çok şeyyaşanmıştır aşk uğruna. Her gün şaşkınlıklar içerisinde işittiğimiz pek çokgönül işlerinin can yakan sonuçları da bu duygunun ürünü değil midir?

Bizi tanınmaz halegetiren aşkı, bütün değerleri yıkmamak koşuluyla yaşanabilir kılıyorsak eğersorun yoktur. Aksi durumda, aklın kontrolünden çıkmış bir algıyı besliyorolmanın sonuçlarına katlanma dileğine, delilik değil de, aşk mı denir,bilmiyorum.

“…Kimi zaman, yapraklarınıkemiren böcekleri nasıl üretiyorsa ağaçlar/ Yüreğim de öylesine kederlerüretirdi/ Başlangıcı yoktu ki bu aşkın/ Bütün zamanlar seninle tükenirdi…”

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
3 + 2 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.