Gölbaşı :
z     z
01 Ocak 2012, 19:40
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Ferruh SİDAR

Kar Manzarası

Kar Manzarası

KAR MANZARASI

Yaşadığım, daha doğrusu yirmi yıldır yaşamaya çalıştığım bölgede kar, her zaman tipi halindeyağardı. Toz ve dumana bürülü hava hareketi nedeniyle tüm çevrenin bembeyaz birörtüyle kuşatılış anlarını izlemek olanaksızdı. Birkaç saat içinde,  adeta slâyt gösterisi gibi farklı bir görüntüyle karşılaşırdık. İğreti elektrik direklerinin yıkılışıyla birlikte çileli yaşantımız da (ilk kar yağışıyla birlikte) başlardı. Şehirdeki yoğun kışromantizmine ilişkin duyumsamalar ise; lapa lapa, denen türdeki kısa süreli yağışlarla gerçekleşirdi. Hayır, bu anlattığım mevsimsel koşullar tamamen geridekalmış değil, 2011’in son saatlerinde başlayıp, 2012’nin ilk gününde; akşamvaktine yaklaşmamıza rağmen hâlâ, yoğun olarak ve de ahenk içinde yağan karnedeniyle tümcelere geçmiş zaman imleri yükledim.

Kilitlendiğim bir düşüncenin etkisiyle yarattığım ve çaresiz bir kölesi olduğum bahçemdeki kar diz boyu. 22 yıllık, her çeşit çam ağacının görkemli ve kendine özgü dallarıbeyaz yığınlar nedeniyle direnç adına titreşiyorlar. Ve genç kangallar coşkulubir biçimde atalarının izlerini arıyorlar gömüldükleri kar birikintilerinde. Çanıma ot tıkayan saksağanlarla çok sevdiğim serçeler ise emin bir yerde yaşıyor olduklarının farkında lığı ile selamlıyorlar beni cıvıldaşarak…

Yılgınlıklarıma rağmen içimde daha önce yaşama sevinci oluşturan kar, şu sıralarda aynı duyguyu yaratmıyor. Bu durumun yaşlanmış olmamla bir bağlantısı var mı, tam olarak bilmiyorum.Ama ben, fiziksel koşulların ötesinde duran duyarlılıklarla tanımlıyorum bezginliğimi. Kar, gençlik yıllarımdaki taşkın duygulardan öte, insansal acıları dayatıyor ruhuma; çaresizliğin imgesi gibi sanki. Savaşları, ayrılıkları,ölümleri ve açlıkları, dahası her türlü korumaya muhtaç çocukları indiriyor yüreğime tipi halinde. Yalnızca bunlarla da sınırlı değil üşüyen yanım.İncitilmiş, haksızlığa uğramış ve umutları elinden sökülüp alınmış insanların acı veren katlanışı da buz tutuyor duygularımda…

Dün; kim, nasıl biralgıyla kendi geleceği için bir yaşam kurguladı, yine hangi gerekçeyle kim,ülke ve bulunduğumuz bölge hakkında güzel şeyler düşünerek umutlar oluşturdu,kimin bardağının yarısı dolu-yarısı boştu bilmiyorum. Klasik dönemlerden başlayıp modern zamanlara kadar uzanan insanın öyküsünü kim gözden geçirerek lanetler yağdırdı onu da bilmiyorum. Kendi adıma, yaşamın dolu ve boş yanını gösterenbir bardağım yoktu dün. Başka bir söyleyişle, umutsuz bir biçimde karşıladım yeni yılı. Ülkemiz, bölgemiz ve tüm dünya adına güzellikler kurgulayamadım birtürlü. Yaşam denen hurdalığın patikalarını kardelenlerle bezeme çabalarım işe yaramadı…

Yeni yılın ilk gününü kar manzarası izleyerek tüketmek üzereyim. İçimde sızlayarak, ağır ağır dolaşanbir ezgiyi duyumsuyorum ve gözlerim bir kartpostala bakarken takılı kalmış gibi sanki…

01.01.2012

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
4 + 3 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.