Gölbaşı :
z     z
26 Aralık 2011, 19:36
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Ferruh SİDAR

Gölbaşı'na Özel Bir Yazı..

Gölbaşı'na Özel Bir Yazı..

GÖLBAŞI’NA ÖZEL BİR YAZI

 

Havsak Hastanesi’nin nefes alınamayan koridorlarından can havliyle dışarı çıktığımda, işim bitmiş olsa da uzunca bir süre oradan ayrılmamıştım. Kantinden edindiğim kahveyi yudumlarken bir taraftan arı kovanı gibi görünen yoğun hareketliliği izlemiş, diğer taraftan da bu şirin hastaneyle olan bağımı düşünmüştüm. Yağmur gibi ıslandığım hapşucukların etkisiyle, ateşli ve sancılı bir biçimde yatağa mahkûm olduğum günleri daha çok Amalia Rodrigues ve Cesaria Evora’yı doyasıya dinleyerek tüketsem de, özellikle ateşin yükseldiği anlarda zihnimde bu hastane beliriyordu…

 

Hastalara yardım ve yardımcı olmak düşüncesiyle kurulan “Hasvak”a ilişkin kimi gerçekleri paylaşmadan önce, Gölbaşı için hiçbir projenin sahibi olmayan, yapması gereken rutin işlerden dolayı bile kabaran kimi yöneticilere kendimi tanıtmam gerektiğine karar verdim. Bunun için okuyuculardan peşinen özür dilerim.

 

Koca bir ömrü “sade” bir insan olarak geçirmeye özen gösterdim. Bu yanım “suiistimal” edilse de önemsemedim. Kendini kıymetlendiren kuş beyinlilerle çatışmaya girmek hafifliğinde bulunmadım. Kim kendini nasıl tanımlıyorsa, “sessiz” kalmayı yeğledim. Yanlış ve yanılgılarımı arayıp bulmaya ve onları gidermeye gayret ettim. Kendimi öne çıkarmamak için çabaladım. Hakkımda dillendirilen iş ve edebiyat alanındaki övgüleri duymazdan geldim; yayınevlerinin internette FS’nin öz geçmişi diye yaptığı duyurular tıklandığında bir bilgi bulunmuyor, çünkü öz geçmiş yazmadım. Hacettepe  Üniversitesi’nden A.Aktaş adlı bir akademisyen incelediği şiirlerimi doktora tezinin notlarına koymuş. “1980-2000 Arası Türk Şiiri” yazısında öz geçmiş bilgilerimle birlikte 1980 öncesi çalışmalarıma ulaşamadığından yakınıyor, vs. Her türlü olanağa sahip olmama rağmen popüler olmaktan kaçındım. 1994 yılında emekli oldum. Bu tarihten geriye 15 yıllık süreçte Türkiye’nin en tanınmış yöneticilerinden biriydim. Binlerce personel çalıştıran şirketlerin kurumsal şemalarında tepelerde yer aldım. Bu tarihten geriye doğru gidildiğinde Doğuş ve Kutlutaş gibi firmalarda gencecik bir şeftim. Irak’ın en büyük yatırımı olan bir projede mali işler sorumlusu olarak kısa süreliğine Kiska adına görev yaptım. Bu günün dev kuruluşlarından Limak’tan sonra, Berksoy Holding’in Genel Koordinatörü olarak iş hayatımı sonlandırdım. Adıma kurduğum bir şirkette çalıştığım kimi firmalara danışmanlık hizmetleri verdim. Turizm, sanayi ve altyapı konularında eski ve yeni şirketlere fizibilite hizmetleri vererek Türkiye’ye çok değerli yatırımlar kazandırdım. 1985-1990 arasında DPT uzmanlarının “yapılabilirlik raporu” açısından yatırımcılara önerdiği az sayıdaki kişiden biriydim. En önemlisi çok sayıda üst düzey yönetici yetiştirdim…

 

Gelelim Hasvak’a.

 

Limak’ın patronu ve FB. Kulübü İkinci Başkanı Nihat Özdemir’in odasında bulunduğum bir sırada içeri giren sekreter, bir bayanın “ısrarla” benimle görüşmek istediğini söylemişti. Şaşırmıştım. Hiç unutmam, Nihat bey gözlerime bakarak sinsice gülümsemişti. O’nun gülümseyiş gerekçesini boşa çıkarmak için o bayanı çağırmasını söyledim. Adının Engin Öztürk olduğunu öğrendiğim ziyaretçim içeri girerek, hastalara yardımcı olmak amacıyla kurulmuş bir örgüt olduklarını, onların bir takım gereksinimlerini gidermek için çalıştıklarını vs. dillendirdikten sonra, benden bu konuda yardım beklediklerini söyledi. Siyaset ve iş dünyası tarafından tanınan biriydim. Bu bayanın patronum olan (o günkü) Nihat Özdemir’i değil de, beni yeğlemesinin nedeni de buydu zaten. Muhasebeden bir ödenti yaptırdıktan sonra, adımı vererek gitmesi gereken isimleri de bildirmiştim. Ne var ki, bu hanım daha sonraki zamanlarda da “gene mi” dedirtecek ölçüde ziyaretini sürdürdü. Bir keresinde karşıma oturtup: kim olduğunu, ne iş yaptığını, eşini ve o’nun durumunu, nerede oturduklarını, geleceğe ilişkin düşüncelerini vs. her şeyi sordum. O günkü verilerden bu günkü Havsak İmparatoriçesi çıkmazdı emin olun. İnternette okuyorum da; “tek başına, tüm mal varlığını ortaya koyarak bu vakfı kuran vs.” gibi yazılara şaşırıyorum. Sıhhiye’deki Belediye Hastanesi’nde çalışan, sabah yürüyerek akşam da otobüsle evine dönen gariban bir sağlık elemanının; kendi deyişiyle, işsiz ve beş parasız bir kocayla böyle bir projesi de olamazdı zaten. İş yerlerinden yardım toplayarak kimi hastaların gereksinimlerini karşılamaktı bütün çabaları. Bu da iyi bir şeydi kuşkusuz.

 

Bir gün, heyecanlı bir sesle beni arayan Engin Öztürk; çok önemli gelişmelerin olduğunu ve benim de bu toplantıda mutlaka bulunmam gerektiğini ısrarla bildirdi. Peki dedim ve sözünü ettiği toplantıya katıldım. Toplantıya Başbakanlık Personel D. Bşk. Yardımcısı, Belediye Hast. Başhekim Yardımcısı, Engin hanımın eşi, birkaç doktor, bir mimar, üye diye tanıtılan kişilerle tanıştım. Özetle, adını açıklamayan bir hayırsever: vakıf arsa gösterdiği takdirde hastane yapılması için finansman sağlayacağını bildirmiş. Bir taşeronun tozlu bürosunda yapılan bu toplantıda benim bulunmuş olmam: mal varlığı, parası ve bürosu bulunmayan Hasvak’ın ve çalışmaktan canı çıksa da emeklilik günlerini iple çektiğini söyleyen Engin Öztürk’ün yıldızını nasıl parlattı, şimdi onu aktaracağım. Bu arada, o gün çekilmiş bulunan fotoğrafa baktıkça nereden nereye diye söylendiğimi de belirtmek isterim…  

 

Geçim zorluğu içindeki bir gurup insanın değil arsa almak, bedava verilen arsanın bile harçlarını karşılayabilecek olanağı yoktu. Ama ben, toplantıda dillendirilen gelişmeyi ciddiye almış ve bu konuda elimden geleni yapacağıma karar vermiştim. Nitekim kız kardeşimi görevlendirerek Devlet Bakanı Barlas Doğu’nun Gölbaşı Belediye Başkanı Mümtaz Sarıtaş’ı aramasını sağladım ve bu kanalla şu anda arı kovanı gibi çalışan hastanenin yerini Havsak denen Vakıf’a bedava verilmesini temin ettim. Bu arada, hayatımda bir kez karşılaştığım Mümtaz Sarıtaş’ı da Gölbaşı Halkı adına kutlamak isterim doğrusu. Havsak nedeniyle sıkıntıya düşüp bunalımlı günler geçirse de, şu anki konum itibariyle emeği teslim edilmelidir. Telefonla yaptığım görüşmede hastane ile ilgili olarak, “adının bile anılmadığını” söylemesine üzüldüm doğrusu. Bu işin yaratıcısı olarak, (vakıf beni onur üyesi yapmıştı sözüm ona) benim de adım-sanım yok, ama ben bu tür şeyleri önemsemem. Yaptığım şey görülse de görülmese de beni etkilemez. Fakat bir siyasetçinin yaptığı bir hizmet görülmezse eğer o’nun konumunu etkiler. Bu yüzden bir projeye geçit verip, ona olanak sağlayan birinin anılmaması saygısızlıktır. Yeri gelmişken, mademki bu yazıda belirttiğim bir hedef kitle var, bir önceki dönemde Gölbaşı’nı yönetenlerin tanık olduğu bir gerçeği onların da bilmesini isterim. Şu anda elektrik sorunlarının büyük ölçüde giderilmesi bu satırları yazan kişinin çabalarıyla gerçekleşmiştir. (Bir gurup insan için bile olsa, bu satırları yazdığım için çok utandığımı yinelemek isterim.)

 

Yer altı dünyasının bilinen isimlerinden İnci Baba’nın (Nabi İnciler) temelini attırdığını çok sonraları işittiğim hastane inşaatının 20 yıl gerçekleşmemesi büyük bir utanç olmuştur. Her şeyin yalan dolandan ibaret olduğunu öğrendiğim anda hem yıkılmış, hem de bu insanlara lanetler yağdırmıştım. Bu geçen sürede söz konusu proje dayanak gösterilerek yardım toplandığı ve bu paralarla Hasvak’ın palazlandığı ortadadır. Büyük getirilerin arkasından şu andaki binanın birinci kat temeli yeniden atılmış, artık angarya olacağı için de 2005’te (tıkır tıkır) boş bir iskelet halinde devletin üstüne yıkılmıştır. Farklı bir biçimde de olsa herkes amacına ulaşmıştır! Bu hastanenin ismi Havsak adını ölümsüzleştirse de, akıllarda ve vicdanlarda kalan izlerin silinmeyeceği kuşkusuzdur…  26.12.2011

 

isa ömercan ~ 03 Ocak 2012, 14:39

Sayın Ferruh Sidar,Söylenebilecek hertürlü iltifata layık bir insan olduğunuzu biliyorum ama ben size abi diye hitap etmek istiyorum.Ferruh abi, Bu güne kadar Gölbaşının yararına olan birçok şeyde elini taşın altına koyabilen nadir insanlardansın Hafızanı bizlerle paylaştığın için sana çok teşekkür ediyorum.mutlu yıllar diliyorum iyi ki varsın Abi... İsa Ömercan

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
3 + 1 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.