Gölbaşı :
z     z
07 Eylül 2010, 00:29
pPaylaş : Google PlusGoogle Plus    FacebookFaceBook    TwitterTwitter  
  s   Bayram Türkmez

Karaoğlan Muhtarı'nın Feryadına TEDAŞ'tan Açıklama Geldi...

   Gazetemizde ve Ankara Hürriyet’te yayınlanan “Villaya hizmet çok köye ilgi hiç yok” başlıklı haberle ilgili olarak açıklamada bulunan Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. Kurumsal İletişim Müdürlüğü yetkilileri, “Bölgemizdeki sorunlara, hazırladığımız uzun vadeli yatırım planları ile çözüm yaratmayı hedefliyoruz” dedi.

Gölbaşı Karaoğlan Mahallesi Muhtarı Kenan Şahin geçtiğimiz haftalarda, “Mahallemiz yetim kaldı. Lüks villalara her türlü hizmet var, eski köy yerleşim alanına hizmet yok” açıklamasında bulunmuştu.

Kendilerine ait trafoları var

Başkent Elektrik Dağıtım A.Ş. Kurumsal İletişim Müdürlüğü yetkilileri, konuyla ilgili olarak yaptıkları yazılı açıklamada şunları söyledi:

“Gölbaşı Karaoğlan Mahallesi ve villalardan oluşan siteler, Yağlıpınar I Dağıtım Hattı’ndan besleniyor. Sitelerin kendilerine ait özel trafoları var ve köylerin elektrik enerjisini sağlayan beş adet trafo bölgesinden bağımsız olarak besleniyor.

Uzun vadeli planlar ile çözüm

Özellikle İncek ve Gölbaşı bölgelerindeki trafoların pek çoğunun müşterilerimize ait olması verimsizlik yaratıyor. Başkent EDAŞ olarak, bölgemizde bu ve benzeri sorunlara hazırladığımız uzun vadeli yatırım planları ile çözüm yaratmayı hedefliyoruz.

Altyapımızı, sorunları tek noktadan çözebilecek ve süreklilik konusunda iyileştirmeler sağlayabilecek şekilde hazırlıyoruz. Bu yönde de gereken 5 ve 20 yıllık Master Plan uluslararası uzmanlarla birlikte hazırlanmış olup EPDK onayına sunuldu.

Kesintiler azalacak

Yatırım planlarıyla birlikte çok eski olan alt yapı nedeniyle yaşanan gerilim, arıza ve kesinti gibi sorunların azaltılması amaçlanıyor.

Bunun yanı sıra; şebekede arızaya neden olan kısımlarda bakım ve onarım çalışmalarını önceden planlamaya başladık. Mevcut şebekelerin yetersizliğinden kaynaklanan ve geçmiş yıllarda yapılamayan önleyici bakım nedenli kesintilerin, planlı bakım onarım çalışmalarından sonra yüzde 30’lar seviyesinde azalmasını hedefliyoruz"   Karaoğlan Muhtarı Ne Demişti...Tıklayın http://www.golbasigazetesi.com/haber_oku.asp?haber=2502

Şenay ~ 11 Şubat 2013, 21:40

KONYA MUHTARLARI, RECEP KONUK’LA EL ELE:\r\n• KONYA MUHTARLAR DERNEĞİ İLE KONYA ŞEKERİN BİRLİKTE BERABER ORGANİZE ETİKLERİ BU GEZİ. İÇ ANADOLUDA BİR DAHİ OLAN, İSMİ İCRAATLARIYLA,DÜNYADA ÜNSANAN,BU TESİSLERİN MÜCİDİ VE BAŞ ÖĞRETMENİ OLAN, RECEP KONUĞUN , TESİSLERİNİN BAZILARINI,MUHTARLAR OLARAK, YERİNEDE ZİYARET EDERKEN, RECEP KONUĞUNU TAKDİRLERİN EN BÜYÜĞÜNE İÇTENLİKLE BU YAPTIĞI HİZMETLERLE BİR DAHA LAYIK OLDUĞUNU İSPAT ETTİĞİNİ GÖZLERİMİZLE GÖRDÜK.RECEP KONUK BEY,SANKİ GEÇMİŞİN EZİKLİĞİNİ,BU MUHTEŞEM ,İNANDIĞI AZMİYLE, KONYA’DA DEVRİM YAPACAK BÜYÜK TESİSLERİN ALTINA İMZA ATTIĞINA KONYA MUHTARLARI OLARAK,ŞAHİT OLDUK.BİR ELİNDE BEŞ PARMAĞI GİBİ,MARİFETLİ VE İLERİSİNİ GÖREN,BU YAPTIĞI TESİSLERELE YETİNMİYEN KENDİ UĞRAŞINDA BİR KAHRAMANIN MÜCİDİYLE TANIŞIYORDUK.RECEP KONUK BEY, ÜLKESİNE VE BÖLGE İNSANINA, İŞ İSTİHDAMI OLUŞTURMAK İÇİN GECESİNİ GÜNDÜZÜNE KADARAK,BU YAPTIKLARI BAŞARILARLA, ÜLKESİNİN LOKOMOTİTİFİNİ ÜSLENMİŞTİ.RECEP KONUK BEY,BU YAPTIKLARIM YAPACAKLARIMIN TEMİNATIDIR DİYEREK,ÇALIŞMA PERFORMASINDAN HİÇ BİR ŞEY KAYBETMİYEREK,BÜYÜ BİR POTANSİYEL İÇİNDE EKİPMANI İLE BİRLİKTE ÇALIŞARAK,BÜYÜK HİZMETLERE İMZASINI ATMIŞTIR. BU BÜYÜK HİZMETLERİ ŞU AN, DORSTLARINI SEVİNDİRİYOR VE DÜŞMANLARINI KISKANDIRAN VE CAYDIRAN BİR KONUMA SOKMUŞTUR.RECEP KONUK BEY,BU DAHİ HİZMETLERİNİ SERVİSE KOYARKEN,HER ŞEYİN HESABINI İYİ TUTUP,FİNASMANINI ONA GORE AYARLAYIP,YAPACAĞI TESİSİN YER KONUMUNU İYİ BİR ŞEKİLDE SEÇEREK, AYAĞINI YERE SAĞLAM BASARAK YÜRÜMESİNE BÜYÜK BİR HIZLA,EKİPMANIYLA BİRLİKTE YOLUNA DEVAM ETMEKTEDİR.. \r\nRECEP KONUK GİBİ DÜRÜST VE AZİMLİ AYRICA NE YAPTIĞINI İYİ BİLEN, BİR YATIRIMCI VE VATANSEVER BİRİ OLAN, BU ANADOLUNUN BAĞRINDAN YETİŞEN ENDER KİŞİLER , ÜLKEMİZDEKİ DİĞER ÖZEL YATIRIMCILARA BU ÇALIŞMA TARZIYLA, ÖRNEK OLMASINI İÇTEN TEMENLİ EDİYORUM. İYİKİ RECEP KONUK VARSIN. İYİKİ BİZ HALKIN, İÇERSİNDE MUTLULUK SAÇAN BİR YİĞİTSİN. SENİN BU ÖRNEK DAVRANIŞIN VE HAZMİN, ÇALIŞKANLIĞIN, ÜLKENDEKİ BU YAPTIĞIN YATIRIM VE HİZMETLERİNLE ,HASMINA ÖRNEK TEŞKİL ETMESİNİ YÜREKTEN DİLİYORUM. SENİNLE BU ÜLKEMİZİN HALKI NE KADAR GURUR VE ÖVÜNSE AZDIR. ÇÜNKÜ SİZLER, BU İLTİFATLARA LAYIKSIN RECEP KONUK BEY. SİZ, BU İLKELİ DURUŞUNU KAYBETMEDİĞİNİZ MÜDDETCE, SİZDE BU VATAN VE MİLLET SEVGİSİ OLDUKÇA,SİZLER YİNE BU ŞEFK VE AZMİNİZİ KAYBETMEDİLÇE, SİZİ ÜLKEMİZDE VE İÇ ANADOLU BÖLGESİNDE, BU HİZMETİNİZLE, DÜNYA’DA ÖRNEK TEŞKİL EDEN ŞAHSİYETİNİZLE,HER KESİN GÖNLÜNDE OLACAKSINIZ.DÜNYA VE AVRUPA SENDEN BAHSEDİYOR.BU ÇALIŞMALARIN HAKKINDA SENDEN AKIL DANIŞIYOR.BU HUSUSDA BELKİ BİNLERCE KİŞİ,DÜNYANI DEĞİŞİK YERLERİNDEN,KONYA’YA GELEREK SENİN BU MÜCİDİNİ YERİNDE KEŞF EDİYOR.BU DIŞ ÜLKELERİN EN ÜST KADEMELERİNDEKİ ŞAHSİYETLER,SENİN KONYA’DAKİ BU DEVRİM YAPACAK MÜTHİŞ BU ESERLERİNİ,ÜLKELERİNE GİDEREK,DEVLETİN YETKİLİLERİNE BU PROJENİ AN LATARAK,AYNI ESERLERİ,BU YABANCI ÜST BÜROKATLAR ÜLKESİNDE GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN,BÜTÜN OLAĞANLARINI ORTAYA KOYARAK GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞACAKLARDI.\r\nİŞTE RECEP KONUK BEY,SİZLER ÜLKEMİZİN İTİBARINIDA,BU ŞEKİLDE ,HEM DÜNYADA VE AVRUPADA BİR DAHA,GÜZEL BİR ŞEKİLDE SAHİPLENMİŞ OLUYORSUNUZ.SİZLERİ BU KONUMUZLADA MİLLETİM VE DEVLETİM ADINA KUTLUYORUM. \r\nAVRUPANIN GEÇMİŞTE ÜLKEMİZE LAKAP TAKTIĞI,O HASTA ADAMIN,DÜNYA’YA VE AVRUPAYA MÜHTEŞEM BİR ŞEKİLDE AYAĞIYA KALDIRIP,ONLARA BU YAPTIĞINIZ POROJELER VE MÜCİPLER SAYASİNDE,DERS VERDİNİZ. ŞİMDİ ONLAR BİZİM AYAĞIMIZA GELEREK,KENDİLERİ İÇİN BİZLERDEN YARDIM İSTEMEKTEDİRLER.SAYIN RECEP KONUK BEY,BU YAPTIĞINIZ HİZMETLERİ GÖRDÜKTEN SONRA,HAKKINIZDA NE KADAR UZUN UZADIKCA YORUM YAPSAM,SİZLERİN BU HİZMETLERİNİ İZAH ETMEKTE AÇİZ KALIRIM.SİZLER DALINIZDA BİR ÜLKE KAHRAMANISINIZ. SİZLER ÜLKEMİZ İÇİN KENDİ OLANAKLARI İÇERSİNDE ,BÜYÜK YATIRIMLARA İMZA ATAN BİR İDOL’SUNUZ.SİZLER BU GAYRET İÇERSİNDE,BU ÇALIŞMA PERFORMANSI İÇERSİNDE,ÜLKEMİZE BÜYÜK ESERLER KAZANDIĞINIZ SÜRDÜKCE. BİZLERDE BU ZAZİZ ÜLKENİN EVLATLŞARI OLARAK, KENDİ BULUNDUKLARI BÖLGENİN SORUMLUĞUNUTAŞIYAN, DEVLETİMİZİN KÜÇÜK MÜLKİ AMİRLERİ OLAN MUHTARLAR OLARAK ,BİZLER HEP SENİN ARKANDAYIZ SANA DESTEKLERİMİZLE , SİZLERİ ÜLKEMİZİN HER YERİNDE, BU YAPTIĞINIZ HİZMETLERİNİZİN SAVUNCULARI OLACAĞIZ. DEVLETİ TEMSİL EDEN, BİZ MÜLKİ AMİRLERİ OLAN MUHTARLAR OLARAK, SİZE ÜLKEMİZİN, HER YERİNDE SİZE VE YAPTIKLARINIZ HİZMETLERE, SAHİP OLACAĞIZ. SİZLER BU ÇALIŞMALARINIZLA ,DEVLETİMİZİN HANTAL ÇALIŞAN BU SİSTEMİNDE, DEVLET KURUMLARIMIZA, DERS VERECEK, AKTİF, AZİMLİ, MÜHTEŞEM YATIRIMLARINIZLA ÖRNEK OLACAKSINIZ. KENDİ YAĞIYLA KAVRULUP, KENDİ KÜÇÜK OLANAKLARI İÇERSİNDE, BÜYÜK DEHA POROJELER ÜLKESİNE KAZANDIRAN SİZLERİ,KONYA MUHTARLARI OLARAK TAKDİRLE KARŞILIYORUZ.HİÇ BİR KİMSEDEN HİÇ BİR YARDIM ALMADAN, ÜLKESİNE KURDUĞUNUZ BU EMSALİ BULUNMUYAN ,SANAYİDE DEVRİM YAPAN BU ENDERİ AZ BULUNAN BU TESİSLERİ KURARAK, ÜLKEMİZİN YATIRIMCILARIN EN ÖNÜNDEKİ KONUMUNDA, EN BÜYÜK LOKOMOTİFİ OLDUNUZ. İÇ ANADOLUDA ESER ÜSTÜNE BİR ÇOK ESER ORTA KOYDUNUZ.BU ESERLERİNİZ OLAN BU KURDUĞUNUZ FABRİKALARIN, BACALARINDAN TÜTEN DUMANLAR, YAKINDA ÜLKEMİZİN UCRA KÖŞELERİNDE YERİNİ ALACAKTIR. BU MÜHTEŞEM KURDUĞUNUZ SANAYİDE,HER EVE İŞ VE AŞ OLACAK,İNSANIMIZIN YÜZÜ GÜLECEKTİR. BU HİZMETİNİZDEN DOLAYI, BİZ MUHTARLAR OLARAK KALBEN SİZE İNANIYORUZ VE SİZE GÜVENİYORUZ.YOLUNUZ AÇIK OLSUN RECEP KONUK BEY. ALLAH SİZLER GİBİ DELİ DOLU VE ARZUSUNDA KARARLI, AZİMLİ VE ÇALIŞKAN, YÖNETİCİLERİN SAYILARINI ARTIRSIN. BU ÜLKE SİZİN GİBİ DÜRST VE ÇALIŞKAN İNSANLARA ÇOK İHTİYACI VARDIR. BİZ MUHTAR’LAR İÇ ANADOLUDAKİ KURDUĞUNUZ FABRİKA TESİSLERİNİN BAZILARINI ZİYARET ESNASINDA, ÇOK MUTLU OLDUK. SİZİNLE GURUR DUYUYORUZ. SİZLER BİZİM VE ÜLKEMİZİN MEDARİ İFTİHARISINIZ VE GURUR KAYNAĞI AYRICA BİR ABİDESİSİNİZ. BU KONUMUNUZDAN DOLAYI, KONYA MUHTARLAR DERNEĞİ OLARAK SİZE VE EKİPMANIZA AYRICA AİLELERİNE, SONSUZ SAYGI VE ŞÜKRANLARIMIZI SUNUYORUZ.(DURMAK YOK,HİZMETE DEVAM)\r\n\r\nKISACA BAZI TESİSLERİ AŞAĞIDA BELİRTMİŞTİR.\r\n\r\n1-Sıvı Şeker, \r\n2- Şekerli Mamuller, Sert Şeker, Şekerleme\r\n3- Çikolata, Unlu Mamuller, Kek, Gofret, Bisküvi, \r\n4- Dondurulmuş Parmak Patates,\r\n5- Buharlı Küspe Kurutma, \r\n6- Biyoetanol, \r\n7- Damla Sulama, PVC ve Koruge Boru, \r\n8- Organik Gübre, Sıvı Karbondioksit, Tohum İşleme ve Üretim Tesisleri, \r\n9- Ham Yağ, Çuval ve Yem Fabrikaları, \r\n10- Megavatlık Termik Santral, \r\n11- Ultra Klimalı Modern Sera ile Doğal Depo’nun da bulunduğu, \r\n\r\n28 yatırımı öz kaynaklarıyla finanse ederek tamamladı. \r\n\r\nDünyanın en büyük Et-Süt Entegre Gıda Kompleksini 2013 yılında tamamlayacak olan Konya Şeker, bu yatırımın tamamlanması ile birlikte Konuk yönetiminde 1,2 milyar dolarlık fiili yatırım büyüklüğünü de aşmış olacak. \r\n\r\n• MUSALLABAĞLARI MAHALLE MUHTARI\r\n• Şenay ÇOBANOĞLU \r\n• 11/02/2013

Şenay ~ 30 Temmuz 2012, 15:45

ECDADIMIN GEÇİRDİĞİ RAMAZANA BAK,ŞİMDİ GEÇİRDİĞİMİZ RAMAZANA BAK,ARASINDAKİ FARKI SEN TESBİT ET:\r\nOn bir ayın sultanı olan Ramazan-ı Şerifin Osmanlı toplum hayatında apayrı bir yeri vardır.Şimdiki cumhuriyet dönemi gibi,ilgisiz kalınmadı.Eskiden ramazan-ı Şerif Kuran-ı Kerim’de ismi geçen yegâne aydır. Yine bu ayda Kuran-ı Kerim nâzil olmaya başlamıştır. Bu sebeple Osmanlı toplumu Ramazan’da Kuranla ilişkisini artırırdı.Ama cumhuriyet döneminde,gericilerin misyonudur diye,kuran okuyanların el ve ayaklarına palangalar vurarak değil.Eskiden özellikle selâtin camilerin her bir köşesinde mukabeleler okunur, tefsir dersleri yapılır, halka yönelik dini vaazlar verilirdi. Sarayda da Ramazana has “huzur dersleri” yapılırdı. Tefsir konulu olan bu derslerde pek çok âlim, padişahın huzurunda daha önceden tespit edilmiş bazı ayeti kerimeleri müzakere ederdi. Ramazan’ın on beşinde padişah, Topkapı sarayında muhafaza olunan ve Efendimizin Kab bin Zübeyr’e hediye ettiği Hırka-yı saadeti ziyaret eder, ardından da yeniçerilere baklava ikramında bulunurdu. Hırkayı Şerif camiinde bulunan ve Efendimizin Veysel Karani’ye hediye etmiş olduğu mübarek hırkaları ise Ramazan’ın ilk haftasından arife gününe kadar halkın ziyaretine açık tutulurdu. Hırka-yı şeriften başka insanlar Ramazan boyunca farklı camileri ve türbeleri de ziyaret ederlerdi. Ama bu genelensek cumhuriyet döneminde rafa kaldırıldı, bu güzel gelenekleri devam edenler değişik sebeplerle cezalandırıldı. Bu geleneğin yok edebilmeleri için, batının kokuşmuş ahlakı olan adetleri, bizim halkımızın kültürüne uymayan, geleneklerin yaşatılması için, yığınlarca para sarf ederek, bu batı geleneklerini uygulamaya canla başla çalışıldı. Örneğin bunlardan biri olan batının yılbaşı geleneği ve o eğlencelerde Türk halkının hiç yapmadığı yapması imkânsız olan, edep ve ahlaktan uzak kalan, karışık eşli danslarla bu eğlenceyi şenlendirmeleri oldu.\r\nBu hususta devletimiz Fransa modelcilerinden, kıyafet modeli sipariş ederek, halkımızın kılık kıyafeti değiştirildi. Bu eğlence türlerini dehada şenlendirmek için, sabahlara kadar fıçılarla şarap ve yeni rakılar içilerek kutlandı.\r\nGeçmişte dini sahada görülen bu canlılık sosyal hayatta da görülürdü. Ramazanda geceler gündüz, gündüzler gece olurdu. Cami minarelerinde yanan kandiller ve insanların ellerindeki fenerler sokakları ışıl ışıl ederdi. Gece geç saatlere kadar ortaoyunu, meddah, karagöz-Hacivat gibi oyunlar icra edilirdi, şimdiki sanatçı diye geçinen neyi pelürsüz kişiler, bu orta oyunların sahnelerini kendi kafalarınca dizen ederek, bunu ecdadımızı küçük düşürmek için kullandılar. Ecdadımızın halkımıza bu orta oyunlarla verdikleri, mesajları, bırakıp batının çöpe attığı kokuşmuş içi aşk ve meşk dolu edep ve ahlaktan uzak duran, ecdadına küfür eden sahnelerle, geçmişimizi kötüleyerek para kazanıp ceplerine koymuşlardır. Şimdi çocuklarımız Hacivat ve karagöz nedir bilmezler.\r\nGeçmişte insanlar selâtin camilerin avlularında açılan sergileri gezerlerdi. Bu sergilerde çeşitli ülkelerden getirilen kumaşlar, baharatlar, birbirinden leziz şekerlemeler, tespihler, ağızlıklar gibi pek çok ürün satılırdı. Şimdi bu cumhuriyet döneminde halkımız bu güzel hasretlerden mahrum ve yoksun bırakılmıştır\r\n.Eskiden bu faaliyetler şehrin ticari hareketliliğine de katkı sağlardı. Her türlü ürünün ve emeğin pahasını belirleyen Şehremaneti (Belediye) Ramazandan önce iftariyelik gıdaların da fiyatlarını belirler, Ramazan boyunca da denetimlerini sıkı sıkıya yaparak karaborsacılara fırsat vermezdi. Şimdiki belediye yöneticileri bu esasta değil, sözde yerine getirmektedirler. Halkın ramazanda bol alış veriş yaptığı, çarşı ve pazarlar, tam laiki bir şekilde, kontrol edilmiyor. Hep yaptıkları kâğıt üzerinde kalıyor. Bu durumda halk bilmeyerek çok bozulmuş gıda ve sebzeler almak zorunda kalmaktadırlar. Halkın vergileriyle topladıkları paraları nerelere sarf etikleri, bu halkımızı önünde, ayan beyan ortaya konulmaktadır. Ancak sanal reklamlarını yazılı ve görsel basında bol, bol öne çıkarırlar. Günümüzdeki belediyecilik, halka şirin gözükmek için, halkın gözünü boyamak için, her yaptıkları açılışlarda, içi doldurulmayan vaatler ve gerçeklerden uzak tavırlar içine girmişlerdir. Sözde her attıkları hizmeti, nasıl kendilerine oy kaptırmaya çeviririm düşüncesindeler. Bir dahaki seçimde, daha nasıl başkan seçilirim onun derdinde. Halk onlara göre ikinci bir planda kalmaktadır. Hiç halka vaatlerinde samimi olmadıkları gibi, bazende halkı şok edecek kararlar almaktadırlar. Halkımızın belediyelerden alacakları hizmetleri sırasında, halkımızı devletin o görevlisi tarafından tartaklanıyor ve bezende azarlanıyor. Bu gibi vakalar günümüzde, alışılmış görüntülerdir. Her gün yazılı ve görsel medyada bu gibi,ne hoş olmayan haberlerle karşı karşıya kalmaktayız.Mesela halkımızı ne sıkıntılarla biriktikleriyle aldıkları ev ve topraklarını,bir çırpıda ellerinden almaktadır.Ama o halkımızın,ondan sonra ne olacak durumu onları ilgilendirmemektedir.Bunu gibi nice örnekler vardır.Hangisinden başlanır ki bilemem,hep ızdırap hep çile.Devlet bu durumu yaşatmamalı halkına.Halkının refah düzeyini ve hizmet kalitesini yükseltmelidir.Halk devletine güvenmeli devletine düşman olmamalıdır.\r\nAllah aşkına bakın eski ramazanın güzelliklerine ve şimdiki ramazan güzelliklerine bakın,bu ramazan oruç ayının içersine,bu başkanlar tarafından ramazan ayını halkımıza verebileceğimiz ve içini dolduracak bir manevi bir hava varmı dır size soruyorum.Hep bana rap bana zihniyeti,maalesef günümüzdeki ramazan ayımızı da içine almıştır.Bu mübarek ayların faziletinizdeki bu manevi iklimi bile kendi yandaşları için,rant kapısı olarak sağlamışlardır.İftar çadırı açılır,halbuki bunun tüm masrafı,hayratlardan müteşekkir olur,maalesef bu hayrat durumu bile nasıl ranta çeviririz onun peşindedirler.Üstelik bundan edinen reklamına, kendilerine mal ederler.Bumu sizlerin ramazan anlayışınız.Bari her yere yalanı dolanı götürdünüz,bari bu mübarek ay olan rahman ayı,olan ramazan şerifi kendi çirkin oyunuza karıştırmayın.Bu kutsal ayda,halkımızın nice kırgın ve küskün olan vatandaşlarımız var.Bunları bu rahmet ayında nasıl bir araya getiririz,onlar için düzenlenecek güzel programlar yapılması daha uygun değirmidir. Her ne sebeple olursa olsun, bu dağınıklarını, bir araya getirip, İslam kardeşliğini ayakta tutmaktır. Bunu da maalesef sizin sayenizde sulandırdık ve işi mecrasından uzaklaştırdık.\r\nOsmanlı toplumunda Ramazana has gelenekler oluşmuştu. Bunlardan birisi de yemek kültürü idi. Güllaç ve pide Ramazanın vazgeçilmez iki tadı idi. Ramazanda tatlıcılar çeşit, çeşit tatlıları uygun fiyatlara satıp sürümden kazanıyorlardı. İftar, öncelikle iftariyeliklerle açılır, ardından akşam namazı eda edilir, daha sonra da asıl yemek yenilirdi. Yemekten sonra teravih namazı için camiye gidilirdi. Şimdi cumhuriyet döneminde, il ve ilçe yöneticileri halkıyla birlikte ola bilmeleri için, halkın ibadet yerleri olan camilere girilmez oldular. İdareciler bu tutumlarıyla halktan kopuk yaşadılar ve halkla olan aralarındaki soğukluk git gide mesafe kat etmiş oldu. Bu gidişle, idareci halka düşman oldu. Halk idarecisine bu vesileyle düşman oldu. Günümüzde bu manzaraları yaşamıyoruz değil, bu yazdıklarımda daha pek çok eksikler var, bunu yazmaya kalksam, ne kâğıt yeter, ne de kalem yazar. Şimdi bu devlet idarecileri, halkın bayram ve seyranlarda, binlerce koruma ordusuyla, halkın bayramını sözde kutlamaktadır. Halk la kendi aralarına koruma orduları olan duvarı her geçen gün koyarak mesafeyi uzak tutuyorlar, ayrıca halkın yanında yer aldıklarını söylerler. Halkımızın yemeğinde, ibadethanesinde, düğününde, yasında bir araya gelemiyorlar. Ondan sonra bu idareciler efendim ben halkçıyım de, bu taktiğinizi halk yutarımı zannediyorsunuz, yutmaz beyler. Şimdi halk sizlerin her atığınız adımları, bu medya tarafından zamanında ve anında öğrenme imkânı buluyor. Sizler kendinizi halka şirin gözükmek için, ne yaparsanız yapın, bu halk her şeyi görüyor ve takip ediyor. Bir idareci önce kendisini düzeltmesi lazımdır, ondan sonra halkının düzeltilmesini beklemelidir. Sen halkına yalan ve dolanla bazı şeyler vaat et, daha sonra bu vaadini yerine getirme, ondan sonra halka dürüstlük ve ahlak dersi ver. Bu taktiğini hiç bir halkımıza kabul ettiremezsiniz. Kendi kendinizi aldatıyorsunuz. Her şeyinizle halkınıza dürüst olmanız lazımdır, bu böyle sizce bilinmelidir. Yoksa kendi kendinizi aldatmış olursunuz, buda sizin açınızdan iyi bir tutum olmaz sanırım. Halkının farklılıklarını gözetmeden, hepsine eşit muamele edilmesi lazımdır. Her yerde halkıyla birlikte olması lazımdır. Çıkaracağınız kanunları, namuslu halkını koruması için çıkarması lazımdır. Yoksa her çıkaracağınız kanunlar, namussuz ve şerefsizleri koruyorsa bu adalet değildir, bu bir zülümdür. Şimdi bu adalet durum nasıl işliyor görüyorsunuz. Hapishanelerde senelerce belki hiç bir kusuru olmadan yoktan sebeplerle yatan, namuslu insanımız var, ama kendisini ne ariyan var ne görüşen biri nede savunan bir olmadığı için, bu mahkûm kardeşimizi hiçbir kimsesi olmadığı için, ona kesilen cezayı, hapishane duvarları arkasında pisipisine yatmaktadır. Ama devleti ve halkına zülüm eden zalim, kendi mal varlığına güvenerek, kendisini bol paralarla tutmuş olduğu avukatlar ordusuyla, mahkemelerde kanunlarımızın açık ve boş yerlerinden istifade ederek kendilerini savunarak, onların bir an için ceza evlerinde kalmalarına imkân sağlamamak için her türlü oyun içinde oyunlarını sürdürerek, bu kişileri dışarıya salınmasına yol açılmaktadırlar. Allah aşkına bu adalet mi.(GEÇİKEN ADALET ,ADALET DEĞİLDİR.)Kanunlar haklının ve hakkın yanında olmalıdır,güçlünün yanında değil.Şu günümüzdeki adaletin işleyişi ne yazık ki bu şekilde tecelli etmektedir.\r\nEvet, eskiye dönelim ve geçmişte cami çıkışında hayır ehli kimseler, cemaate mevsimine göre çeşitli ikramlarda bulunurdu. Yazın soğuk şerbetler, kışın salep gibi sıcak içecekler ikram edilirdi. Bir infak medeniyeti olan Osmanlı’da padişahından tabasına kadar bütün insanlar imkânları nispetinde infak ve ikram gayretinde olurlardı. Halk, elinden geldiği kadar medreselere, tekkelere yardımda bulunur, buralarda kalan talebeleri ve dervişleri evlerine davet ederek bir mümine iftar ettirebilme heyecanını ve sevincini yaşardı. Saraydan da padişahın özel ikramı olmak üzere Ramazan boyunca her gün on bin kişilik yemek dağıtılırdı. Yalnızca etli pilav için günde 50 koyun, 4 sığır kesilirdi. 60 aşçıbaşı, 200 kadar yamak ve bir o kadar da hizmetli bu iş için görev yapardı. Padişahtan başka vezirler ve zenginler de infak yarışına girerlerdi. İftar vakti konaklarının kapısını açık tutarlar, davetli davetsiz her gelene iftar ettirirlerdi. Yine hayır ehli kimseler büyük camilerin avlularında iftariyelikler dağıttırırdı. Osmanlı’da özellikle Ramazan’da bir kimsenin aç kalması ve iftar edememesi mümkün değildi. Üstelik köşklere ve konaklara iftar için giden kimse talebe yahut gariban birisi ise ona diş kirası adı altında para da takdim edilirdi. Sırf diş kirası geleneği bile Osmanlı insanının ne kadar ince ruhlu olduğunu göstermeye kâfidir. Zenginler, davetlerine icabet eden fakir ve garibanlara teşekkür hisleri içinde olup, “Siz lütfedip bizim yemeğimizi yediniz, dişleriniz eskidi. Bu ikramımız da eskiyen dişlerinizin kirasıdır.” manasına gelen diş kirasını büyük bir incelik ve nezaketle takdim ederlerdi. Bir Osmanlı Beyefendisi olan Musa Topbaş (k.s.), bu güzel âdeti Cumhuriyet döneminde de devam ettirenlerden birisidir. O mübarek insan, Sultan tepe’deki köşküne farklı meslek ve meşrepteki insanları davet eder, iftardan sonra da önceden hazırlamış olduğu zarfları diş kirası olarak büyük bir incelikle takdim ederdi. Bir gün çöpçüler, diğer bir gün bahçıvanlar, bir başka gün talebeler, bir başka gün hademe-i hayrat mensupları... Hep bu ikramlardan ve o mübarek insanın engin gönül dünyasından istifade etmişledir. Şimdiki ramazan sofraları, ramazanın ikliminden uzak yaşatılmasına yer verilmektedir. Kurulan sofralar beş yıldızlı otel ve motel veya bağ Bahçelerde, içinde hiç fukara ve fakir bulunmayan, bu güzel geleneği bile, iş ve başka amaç için kullanmak için, tüm zengin varlıklı kişilerden oluşmaktadır. Bu sofrada berekete, huzur, manevi gıda ve rahmet varımıdır size soruyorum. Kendi inançlarına ve düşüncelerine göre bir tertip düzenden başka ne olabilir.Bu durumlarında tabi haliyle İslamiyet zarar vermektedir.Çünkü İslamiyet’i kendi düşünce ve anlayışına göre biçimledikleri içine girmiş oluyorlar.Tabi bu konumlarıyla İslamiyet’ten fersah ,fersah çok uzak kalmaktadırlar. Evet, eski ramazanlara dönelim biz. Hayatı bir şiir gibi derin ve estetik boyutta yaşayan ecdadımız, Ramazan adetlerini de bu minvalde oluşturmuştur. Nitekim mahalle bekçileri ve davulcular, insanları sahura kaldırmak için kuru, kuru davul çalmazlar, Ramazan manileri de okurlardı. Eskinin bekçisi, davulcusu bile güzel bir söz üretme ve bir mesaj taşıma derdindeydi. Divan şairleri de bu ayın faziletini ve yüceliğini anlatan ve edebiyatımıza Ramazaniyye adıyla girmiş kasideler yazarlardı. Musikişinaslarımız ise Ramazan ilahileri bestelerler, camilerde veya tekkelerde kılınan teravih namazlarının her 4 rekatından sonra bu ilahileri okurlardı. Hangi arada hangi makamda ilahi okunacağı bilinirdi. Ramazanın ilk günleri “Hoş geldin”, “Merhaba ya şehri Ramazan” nakaratlı güftelerle Ramazanın gelişinden duyulan sevinç terennüm edilirken son günleri “Elveda” nakaratlı ilahilerle Ramazan’a veda edilirdi. Minareler arasına asılan mahyalar haftada bir değiştirilir, mümin gönüllerin coşkusu gökyüzüne ışıl ışıl yazılırdı. Şimdiki zihniyetli idareciler, halkla bütünleşmiş olan ramazan davulcularını, kendileri bu kişileri bir eğitimden geçirmeleri icap etmeleri gerekirken, şimdiki idareciler kendilerini bu hususta hiç bir külfet altına koymadan, kendilerine kolay bir yol olarak bu ramazan davulcularını kaldırmak oluyor. Tabi bu ramazan davulcularını, bazı belediklerimiz güzel bir eğitimden geçirerek, halkın seveceği ve arzuladığı bir konuma getirerek, halkımıza sunarken, bazı belediye idarecilerimiz, bu ramazan davulu bizim için bir külfettir kim uğraşır bununlar, bize bundan bir fayda yok, bu hususta ne kafamızı yoralım, bu hususta encümenden bir karar çıkaralım, bunu kökünden hal etmiş oluruz düşüncesindedirler. Ramazan davulculuğu hakkındaki encümenden çıkardıkları, bu gereksiz kararları bu defa saf ve temiz halkımızı ikiye bölüp halk içinde nifak tohumu yaratmaktadırlar. Halkımız belediye başkanlarımızın, ramazan ayında sahura kaldırmakları için, bu davulcuların devam etmesini, bağlı bulundukları muhtarlıklara, yazılı ve sözlü şikâyetlerini bildirmektedirler. Halkımız bu davul geleneği ve İslam dinimizde yoktur ama yanalız ecdadımız Osmanlı imparatorluğu bu genelenimizi, güzel bir şekilde yerine getiriyordu. Beyler belki siz ecdadınızın ramazan geleneğini, bu ramazan davulculuğunu onlar o zaman insanlarına edep ve terbiye içersinde, o ramazanlarına bir güzellik katmıştı. Sizlere ve başkasına bu ramazan davulculuğu bir şey ifade etmemiş olabilir, ama onun dilini hala iyi idrak eden halkımız var. Sizler bu mübarek ramazanda içki satılan yerleri edep içinde kapatmayı deneseniz, bu halka daha iyi bir vazifeyi yerine getirmiş olursunuz. Bir sarhoşun lafıyla bu güzel ramazana mal olmuş, ramazan davulunu kaldırmanız hiç hoş bir tutum olmamıştır. Belediye encümeninde bu ramazan davulculuğu hakinde, kendi kafanıza göre karar alıp ve bu ramazan davulunu yasaklayabilirsiniz, ama bu hususta halkımızdan karnenize kötü notlar aldığınızda bilin. Halk kendisine hizmet vereni saygıyla karşılamıştır, ama kendisinden uzak ve gereksiz hizmet altında eziyet veren durumlarında unutmamıştır.\r\nRamazan davulculuğunu kaldırdınız, bari bu husustaki çıkarmış olduğunuz kararın arkasına durun. Kolluk zabıta teşkilatınız niçin vardır ve onları hangi hizmette kullanıyorsunuz oda belli değildir. Bari bu ramazan davulcuları hakindeki encümenden çıkardığınız kanunun arkasında olduğunuzu, bu ay içinde geceleri sahur vaktinde, bu zabıta kolluk kuvvetlerinizle bu ramazan davulcularını denetleyin. Halk bu husustaki şikâyetlerini mahalle muhtarlarına bildirmektedir, muhtarlıklarında bu zanız altından kurtarın. Sizin yaptığınız bu hatayı, halk muhtarlara ödemeye kalkıyor. Muhtarlarında bu gereksiz çıkardığınız kararlarla, sorumluklarına sorumluk kattınız. Sanki bu çıkardığınız kanunda muhtarın görüşünü alarak karar verdiniz, Hiç aslının böyle olmadığı ortaya çıkmaktadır. Hâlbuki muhtarların, belediye başkanlarının her aldığı kararda, onunda insi fiyatına başvurulması için gerekir düşüncesindeyim. Bu erdemliğinde maalesef muhtarlara göstermediniz. Encümenden çıkarttığınız kararları, denetleyemiyorsanız, neden kontrol edemediğiniz böyle konuları, encümenden neden çıkarıyorsunuz, bunu anlamış değiliz.\r\n Evet, geçmiş ramazanlarda, müminler, infaklarını ve ikramlarını artırırlar, ağızlarını boş sözlerden temizleyip Kuran ikliminde daha çok yaşama gayretinde olurlar, böylece bu aya hürmet ederlerdi. Gayri Müslimler de açıktan açığa yemek yemezler, onlar da bu aya ve Müslümanlara hürmet gösterirlerdi.Keşke şimdiki bazı oruç tutmayan Müslümanlar,bunu kendilerine örnek alsalar.Dini dinimizden olmayan,vatandaşımız,İslam dinimize hürmeten saygı duyuyor,ama sözde bu ülkenin Müslüman diye geçinen,bazı vatandaşlarımız,kendi ülkemizde,inancımıza karşı çok saygısızca davranmaktadırlar.Onlarında bu tutumlarından ötürü kınıyoruz,bari bu mübarek ayda herkes oruç tutarken,bu kendini bilmez kişiler,bu saf temiz vatandaşlarımızın arasına katılarak,offur püfür sığara içmeleri,abes kaçmaktadır. Hatta yakın zamanlara kadar Ramazan’da meyhanelerin kapıları kilitli olurdu. Günümüzde bu hassasiyetler giderek azalmakta ve özellikle büyük şehirlerde Ramazana gereken hürmet gösterilmemektedir. Buna mukabil belediyelerin organize ettiği iftar çadırları ve Ramazan şenlikleri eski Ramazanları bir nebze de olsa bize hatırlatmaktadır. Fakat bizler Ramazanın eğlence boyutuna takılıp onun ruhani kısmını ihmal etmemeliyiz. Bizler için Ramazanın tadına ulaşmanın asıl sırrı Kuran’a sarılmaktan ve paylaşmaktan geçiyor. Dostlarımızla, akrabalarımızla, talebelerle, fakir ve gariplerle birlikte iftar edip evlerimizi ve ellerimizi açık tutarsak, iftarlarımızı ya misafirlikte ya da misafirlerimizle birlikte evimizde açarsak, işte o zaman gerçek Ramazanlara ulaşabiliriz. \r\n29/07/2012\r\nŞenay ÇOBANOĞLU\r\n<photo id=\\\"1\\\" />

Şenay ~ 20 Haziran 2012, 15:11

DAHA NE BEKLİYORUZ, BU TERÖR BELASINI BİR AN ÖNCE ÜLKEMİZİN GÜNDEMİNDEN ÇIKARMALIYIZ.\r\nDün yine Laz, Kürt ve Türk aileleri olan, ülkemizin sekiz ocağına ateş düştü.Bu ailelerden kimi Lazca ağıt yaparken,diğer ailelerden Kürtçe ağıt yapanlarda vardı.Camiler al bayraklarla süslenmiş tabutlarla doluydu.Milletimiz bu kahramanları yalnız bırakmamış,hep bir ağızdan dualar yapılırken,kimileride şehitler ölmez vatan bölünmez,sloganlarıyla,bu şehitlerimizin yanı başında yer almışlardı.Cenazeye iştirak eden halkımızın, hep gözleri yaşlı ve gönülleri kırıktı.Çünkü her bir şehidin bir umudu ve bir hayali vardı.Ama vatan görevi için,yurdunun savunması için,görev başındaydı..Kışla idi son evleri,oradan şehit olarak çıktı tabutları.Yüksek ova çok yüksekti dağları.Şahin kartal yuvaları mekan ederdi burayı.Issız bucaksız bir derya idi buralar.Hep hasret kokar hep gurbet kokar bu sılalar.Halkımızın güveni ve huzurlu için bu sınır boylarında,İç ve dış mihraklara geçit vermemeleri için,o kutsal görevlerini ifa ediyorlardı.Yine bir operasyon için emir almışlardı ve görev konuldular az bir zaman içinde,büyük kahpe ve çakal hain insanların ağır top ateşine ,ansızın mahuruz kalmışlardı.Bu kalleşçe hain pusuda,sekiz Mehmet’imizi şehit verdik.Bu arada birkaç yaralı verdik.\r\nAllah aşkına askerimizi bu operasyon hareketinden, kimlerin haberi var ki, bu çakallar bu şekilde hain planlarını uygulama koyuyor. Ülkemizin içindeki bu hainlerin bir an önce deşifre edilmesi lazım. Bir bakıyorsunuz bu hainlerin büyük illerimizde bazı hain planlarını ortaya koymak için, girişimlerinde, amacına kavuşmadan yakalanan bu teröristlerin, toprağa gömülü birçok kilo ağırlığında patlayıcı bulunmakta, bu teröristler bunların nerden ve kimden temin edildikleri neden ciddi bir şekilde devletimiz tarafından araştırılamıyor, bu patlayıcılar bir emniyet ve ordumuzda var, bunların bu cephane envanteri neden iyice bir incelemeden geçmiyor. Bir ara Ankara ilimizdeki trafikte, kamyonlarla cephanelik korumasız ve o araçların üstünde patlayıcıyla ilgi hiçbir uyarı yazı olmadan ve bu araçların geçtiği güzergâhlar emniyetli bir şekilde sağlanması için, o güzergâh üzerindeki emniyet kolluk kuvvetlerine bilgi vermeden dolaştıklarını biliyoruz.\r\nBu gün Ergenekon, varyoz, sarı kız gibi mahkemede görünen davaların uzantıları bu P.P.Kaile ilişkileri ne düzeyde, bunların üstüne devletimiz gitmelidir. Geçen yıl bir tüm generalimiz P.P.Kialıların yardımıyla Rusya üzerinden, ukranyaya kaçmadımı. Bu olayların üzerine adam akıllı gidilmesi lazımdır. Bir general ile terörist biri birine sözde düşman olan bu iki hısım nasıl bir anda dost oluyor. Devletimiz bunların üzerine gitmelidir. Bu kafalar o bölgelerin daima hastalıklı ve bataklıklarına göz yumuyorlar. Bir ara ülkemizin önemli illerinden, bazı bölgelerinde silahlar, el bombaları, koket atarlar, değişik tip ve marka silahlar ayrıca çok sayıda değişik silahlara mahsus mermiler çıkmadı mı? Üstelik bu gibi işleri, ordumuzdaki, bazı kişiler tarafından yapıldığı ortaya konulmadı mı şu an bu kişiler yargılanmıyorum.\r\nEsas düşman bizim içimimizde,,içimizdeki bu köstebekleri en kısa zamanda temizlememiz lazım.Hainlerin maşası olan iç ve dış mihrakçıları bir an önce,bunların ülkemizi tüm kurum ve kuruluşlarından temizlememiz lazımdır.İşte o zaman Mehmetçik güvenli bir şekilde görevinin başında olur.İşte o zaman Mehmetçiğimiz bu hainlerin kalleşçe pusularıyla karşı karşıya gelmez.İşte o zaman annelerin ve babaların göz yaşları diner.Dönüp tekrar başladığımız noktayla uğraşmayalım.Bu işe bir son vermemiz lazım.Milletçe ve devletçe bu terör belasını ülkemizin gündeminden çıkarmak için,kenetleşerek ortaya koymamız lazımdır.Bu husus herkese iş düşmektedir.Ah vah yerine bu işe bir an önce çözüm,çözüm bulmamız lazım.Bir Mehmetçik öyle kolay, kolay yetişmiyor.Bu civanlara sahip çıkmamız lazımdır.\r\n20.06.2012

Şenay ~ 23 Şubat 2012, 11:26

NEDEN, YAKINIMIZDAKİ UZAK, UZAKTAKİLER YAKIN BİZE:\r\nBizler her an bir aradayız, ama yüksek dağlar kadar biri birimizden fersah, fersah çok uzaktayız.\r\nBu bilgi çağı denen, meletti hiç tanımadığımız kişilerle sanal ortamında hep bir aradayız.\r\nDerdimizi dökeriz biri birimize. Randevu veririz bir araya gelmek için, ama yakınımızda olanı biz hiç görmeyiz.\r\nFarklılığımızı eleştiriyoruz, birlikte bir uzlaşma yolu konulmuyoruz.\r\nBiri birimiz görmemek için, her türlü kötü senaryoları ortaya koyuyoruz.\r\nBiz kimiz neden bu kadar biri birimizle uğraşıyoruz.\r\nAynı dili konuşuyor, aynı din mensubu kişileriz, Vatanımız, bayrağımız, kültürümüz ve ecdadımız bir.\r\nBu kadar ortak birlerimiz varken, ayrıcalığımız nerde bizim.\r\nDostlarımızı üzüyoruz, düşmanlarımızı sevindiriyoruz biz.\r\nÇanakkale, Dumlupınar ve Sakarya savaşları mozaiğimiz değilimdir bizim.\r\nNe oluyor bize, Allah aşkına, yakınımız, dakilerle neden diyalog kuramıyoruz. Başımıza bir şey gelse, yakınımızdaki var başucumuzda.\r\nGaliba eller dost oldu, yakınımızdaki ele karıştı, Gözlerimiz gerçeklerden uzak, gönüllerimiz sevgiye soğuk, bir âlem içinde yaşıyoruz biz.\r\nİnancımız var, din seçmekte kararsız bir durumdayız. Doksan dokumuz Müslüman diyoruz, ama dinimizi bilmiyoruz biz.\r\nŞairimiz Akif ERSOY, bir Avrupa ziyaret dönüşünde, gazeteciler sorar koca Akife, hocam Avrupa geziniz nasıl geçti,\r\nAkif, onların dini yanlış, işleri doğru, bizim dinimiz doğru, işlerimiz yanlış söyler, o zamanki yazılı medya muhabirlerine.\r\nBeyler ne bu İslam dinimiz ve nede bu vatanımızı öyle kolay, kolay sahip olmadık, bu iki değerli varlığa bir sürü bedel ödeyerek elde ettik biz.\r\nBu Türk milleti bu İslam dini kendi rızası ve gerçek aklıyla kabul etmiştir. Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK’TE bunu demiyor mu?\r\nSevgisiz ve inançsız bir topluma gidiyoruz. Biri birimizin konuşmalarına tahammülümüz yok, hoş görü ve uzlaşma tavrımızı bir yerde bekletiyoruz.\r\nEtrafımız ateşten bir top zaten, dünya bu müspet durumumuzdan rahatsız. Bizlerde ne yazık ki her geçen gün biri birimizden uzaklaşıyor, yalnızlığa mahkûm olmuşuz sanki biz.\r\nŞefkati sevgiyi ve hoşgörüyü uzaklarda değil, önce kendimizle barışalım, daha sonra ailemiz ve toplumumuzla barışık hale gelelim biz.\r\nYoksa yarın geç olabilir bizim açımızdan.\r\nGelin bu örnek kişi sen ve bende olabiliriz.\r\nBuyurun kamuoyu, bu örnek kişileri bekliyor.\r\nİşte bir madalya almak istiyorsan, işte sana meydan, haydi göstereceğin hünerini ve kabiliyetini burada sergileyebilirsin.\r\nAlacağın ödül olan bu madalya, unutma insanlık ve toplumu kucaklama için bir tezin olacaktır.\r\nHaydi, varmısın bu ödülü almaya, haydi rastgele aziz dost’tum ve kardeşim yolun açık olsun.\r\nDünyaya yine insanlık dersi sen verirsin, yoksa nisalıktan nasbini almayana meze olursun.\r\nŞ.ÇOBANOĞLU\r\n22.02.2012

Şenay ÇOBANOĞLU ~ 20 Temmuz 2011, 11:28

DÜN BİR GAZİNİN,İÇLERİMİZİ ACITAN FERYADINI DUYAN VARMI!!!!!!!!!!!!!\r\n\r\nDün takvim yaprakları,17.07.2011 Tarihini gösteriyordu, İzmir konak meydanında, bazı sivil kuruluşları tarafından, on üç şehidimiz için, bir panel düzenlemişlerdi. Ama İzmir gaziler dernek başkanı, bu panele iştirak etmemişti. Bir televizyon spikeri, İzmir gaziler derneğini ziyaret ettiğinde, gaziler dernek başkanına, ilk sorusu şu oldu, başkanım sizin haklarınız için bazı sivil toplum kuruluşları, konak, alsancak’ta kamuoyuna seslerini duyurmak için, bir toplantı düzenlemişler sizler neden bu toplantıya katılmadınız dedi. Gaziler dernek başkanı, bizim şehitlerin üzerinden, siyaset yapıyorlar, ayrıca üç gün öncede üç şehit verdik, bu sivil kuruluşlar neden bir seslerini çıkarmadılar, şimdi on üç kişi şehit verince, akıllarına geldik. Bunlar bizlerin şehitlerimiz üzerinden, siyaset yapmalarına izin veremeyiz. Onlar çirkin oyunlarını bu kutsal şehitlerimizin kanıyla siyasetlerini sürdürüyorlar, buna bizler bir şehit aileleri olarak müsaade etmeyiz ve ettirmeyiz. Bizler hiçbir devlet kurumun ayağına gitmeyiz. Onlar bizlerin ayağımıza gelecek. Bizler devlet ve vatan için hep önde yürüdük. Aziz canımızı bu ülke için niye verdik. Şehitler ölmez diyorlar, hayır şehitlerimiz, göz göre, göre ölüyor. Vatan bölünmez diyorlar, birleri evet vatanı bölecek duruma getirdiler. Ne oluyor yani, bu vatanı fakir ve fukara aile çocukları, canını feda ederek koruyacak, peki bu uçsuz ,ıssız ve bucaksız, dağlık arazilerde, bu fakir ve fukara ailelerin çocuklarının şehit haberleri yansıyor, kamuoyuna, neden zengin aile çocukları, bu bölgelerde askerlik yapmıyor. Benim şimdiki aklım olsaydı, bedeli ne olursa olsun katlanırdım ama çocuğumu ülke savunması için, askere göndermezdim. Bana ne vatan bölünüyorsa bölünsün, bu vatanı hep bizlerimi düşüneceğiz. Bu devlet yalnız bizimi, o zengin ailelerin devleti değilmidir. Ben ailemle bir yere sılayı rahim yapamıyorum, maşallah bu zengin aileler, bu sahil benim şu sahil senin demeden, tüm yaz günlerini aileleriyle güzel bir tatili geçirirken. Ben ise ailemle, geçim sıkıntıları içinde, yarın ne yeğceğiz onu düşünüyorum. \r\nPazar günü bu röportajı, bir özel TV’de, bu gazimiz ile spiker arasındaki konuşmaları seyrederken kendimi tutamayarak, hüzüne boğuldum. Beyler bunların belki ağızları sizler gibi laf yapmayabilir. Kalemi sizler gibi kuvvetli olmayabilir.Maddiyat yönden sizin gibi, geliri yüksek olmayabilir.Her an ağızlarında Atatürk ve bayrak laflarını geveliyemiyebilir.Bu örnekleri çoğalta biliriz..Ama bu şehitler, vatana, bayrağa, Atatürk’e olan sevgisini onu en kutsal olan ,canını feda ederek gösteriyorlar.Geride ne büyük bir serveti ve nede onu koruyacak ve kollayacak hiçbir kimsesi olmadığı halde. Geride bir sürü yetim bıraktığı çocukları, boynu bükük bıraktığı ailesi, yaşasaydı, onların umudu olarak evinin geçimini üslenecek birini bırakamadığı halde. Arkasında dert ve kederli bir aile bıraktı halde. Bu şehidimin hiç mi hayalleri yokumdu. Bu şehidimin hiçimi diğer insanlar gibi, insanca yaşam haki yokumuydu. Ama o vatan, millet ve bayrağı için, ona bağlılığının, sadakat örneğini, canını kurban ederek göstermiş oldu. İşte bu şehitlerimizin bu örnek davranışı, bize de bir örnek olsun. Bu ülkeyi sevmek lafla değil, yeri geldiğinde canını bile esirgemeden, kurban etmekle olur.\r\nBir devlet çok başlı olmaz..Verdiği kararlar kesin olur.Bir ileri bir geri karar veremez.Devletin tüm kurumları, devletin kararlarına,kuskusuz biat eder.Avrupa’nın ve amerikanın gözüne ve ağzına bakarak ,meclisten kanun çıkarmaz.Benim milletim asil bir millettir,benim milletimin şahsiyeti yüksektir.Benim milletim adil ve merhametiyle ordular üstünde bir kahramandır.Benim milletim inancıyla yoğrulmuş bir ruha sahiptir.Onu içindeki ruhundaki iman,bedenini güçlendirmiştir.Şehitlik müessesini,mertebelerin en yükseği saymıştır.O yüzden şehitler yıkanmadan,elbiseleriyle defnedilir.O yüzden onlar, çok mübarektir .Ebedi hayata yolculuklarında görevleri, bitmiyor.Çünkü onlar hayattadır.Bizler ölüyüz.Bu ülke her sıkıntıya düştüğünde,onları yanı başımızda buluruz.Çanakkale de,sakar yada,Dumlupınar da ve yakın zamandaki bin dokuz yetmiş dört harbinde ki savaşlarda, bizimle birlikte, düşman askerleriyle savaştılar.Burada buna geçmişteki savaşlarda yaşanan, bir olayı naklediyorum.(Yıl bin dokuz on sekiz.Yer Anadolu,savaşacak gücümüz kalmamıştı.Askeri teçhizatımız yok denecek duruma gelmişti.Çünkü koskoca bir imparatorluk dış güçlerin,saldırısına uğramıştık.Anadolu’nun her yerinde, savaş vardı.İngilzler,İtalyanlar,yunanlar,Fransızlar,avustuyalılar,Ermeniler ve Rusya ile savaşta idik.Askerlerimizin gücü parçalanmıştı. (Bir gazimiz Atatürk komuta altında, yunanlarla savaşıyorduk. Ben çok ağır bir şekilde yaralanmıştım, ayağıya kalkacak ne takatim vardı nede yürüyebilecek bir halim vardı. Düşman askerlerinin hedefi olmuştum, Her yerimde mermi ve şarap er parçası mevcuttur. Demek bir müddet baygın bir şekilde şehit askerlerimizin cesetleri içinde kalkışım. Bizim askerlerde bende şehit olmuşum gibi anlamışlar ki beni o yaralı halimle sedyeye götürmemişler. Bende o yaralı halimle orada, baygın bir vaziyette kalmışımdır. Kendime bir gelince, bizim birlikler görünmeyerek bir şekilde, bulunduğum yerden uzaklaşmışlardı. Arkama baktığımda, yunan süvarileri, atlarından inmiş, silahına süngüsünü takmış, yerde uzanan şehitlerimizi, tek, tek silah süngülerini şehitlerin karınlarının birkaç yerine batırarak, öldüklerinden emin olmak için. Ben şu ana kadar, geçirdiğim günlerimi evlatlarımın iyi yetişmesi için ve ayrıca servetime servet katmak için o kıymetli günlerimi geçirmiştim. O yunan askerinin o konumunu görünce, dayanamadım yarabbi dedim, ben bu ana kadar, sana layıkıyla bir kul olmadım. Emek verdiğim ve şu ana kadar geçen ömrümü evlat ve mal kazanmak için tüketmiştim. Şu anda çok kötü durumdayım. Yine seninle baş başa yık, yarabbi beni bağışla, sana layık bir şekilde kulluk görevimi yerine getirmediğim için çok pişmanım. Ben Alla hıma bu şekilde yalvarırken, yunan askerleri, bana çok yakın bir mesafeydi. Birden o yunanların bir manga askeri, ellerindeki iki eliyle sarıldıkları silahlarını başlarının üzerine kaldırarak, önüme geçtiler, bana da o an bir güç geldi, sanki o çok yararlı asker ben değilmişim gibi, Allah bir güç ve takar verdi, ayağa kalktım, onlar önümde ben arkalarında, epeyi bir yol kat ettikten sonra, Türk birliklerine kavuşmuştuk. Türk birliklerinin bulunduğu yerde, dikenli telle çevrilmiş, yunan esir kampı vardı. O dikenli tellerin arkasındaki, esir yunan askerleri, önüme düşen , elerindeki silahlarıyla başının üstünde tutan, yunan askerlerine, şöyle sesleniyordu.Yazıklar olsun size, on kişi bir yaralı Türk askerinin hakkından gelmediniz, size acıyorum ne biçim bir yunan askeri siniz, diye seslenirken, önüme düşen ,elerindeki silahlarıyla birlikte başlarının üzerine kaldıran yunan askerleri, o dikenli tel arkasındaki esir düşmüş askere ,o da şöyle cevap veriyordu.Hayır iş senin bildiğin gibi işlenmedi.Bizler o yaralı Türk askerinin vücuduna süngümüzü koymaya hazırlanırken, o an bir sürü yeşil sarıklılar bizleri kuşatarak ,teslim aldı.O yaralı Türk asker birden bire ayağı ya kalktı, O arkamızda ,biz önünde ,bizi bu Türk birliklerine kadar , bir esir asker gibi getirdiler.)\r\nBunu gibi nice böyle olaylar, bu savaşlarımızda yaşanmıştır. O yüzden şehitler ölmez, her an bizimle temas içindeler. İşte bu inanca mensup olduğumuz için, Mustafa Kemal ATATÜR, bir anısında Çanakkale savaşında bir olayı bizimle şöyle paylaşmaktadır. Savaş esnasında, arka saftaki Türk askerlerimiz, ön saftaki askerlerimizin şehit olacaklarını bildikleri için, Kimi cebinden bir musabını açmış okuyor, kimide kuran bilmediği için olmalı ki, bazı dua okuyarak, ön safta şehit olan Mehmetçiklerin yerini almaktaydı. Evet, asker sayısı olarak çok küçüktük, asker teçhizat hususunda hem İlker ve hem de yetersizdik. Bizler bu dünyaya destan olan bu büyük savaşlarda, bize güç veren, imanımızın gücüyle kazandık.\r\nİşte böyle vatanımızın bakiyesi, istiklali ve huzuru için canı seve, seve veren şehitlerimize, devlet olarak onların hak ettiği değeri vermeliyiz. Ailelerine sahip çıkmalıyız. Memurun en yüksek aldığı ücretle ödünlendirmeyiz. Çocuklarını devlet kendisi sahiplenmeli, en güzel bir şekilde eğitmeliyiz. Onları ayağımıza değil, bizler her bayramda ,o ilin ve ilçenin mülkü amiri olarak onları evlerinde ziyaret etmeliyiz..Onların cenazelerini ,İslami kurallar içinde defnetmeliyiz.Onların kanı üzerinde siyaset ve hamaset yapmamalıyız. Şehitlerimize Allahtan rahmet diliyoruz, gazlerimize sağlık ve afiyetler diliyoruz. Biziler büyük bir devletiz, bizler millet olarak asil ve şahsiyeti yüksek olan, bir ecdadın çocuklarıyız..Şehit ve gazilerimiz, savaşlarda bu ülkeye aziz canlarını nasıl göz kırpmadan vererek nasıl sahip çıktılarsa, şimdi bizlerde o hassasiyet içinde onlara sahip çıkmalıyız., onları üzecek bir durum ve ahval içinde olmamalıyız. \r\nŞenay ÇOBANOĞLU [:^(]

yorum
*Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görecektir. *Gerekli | Diğer Kullanıcılar Görmeyecektir.
2 + 4 =  *Gerekli | İşlem Sonucunu Kutuya Yazınız.